|
Ben çocukken pasaportumun "mesleği" kısmında böyle yazıyordu: İşçi Çocuğu - Workman Of Child! Ayrıca göz rengim gr.blue, hususi alametlerim (?) ise normal imiş! İngilizcede bulunmasa ve "işçi çocuğu"ndan çok "çocuk işçi" anlamını akla getirse de, bana yazgımı özetle açıklayabileceğim böyle bir terimi bağışladığı için, gerçekte hepimize benzeyen, devletimin o anonim memuruna teşekkür ederim.O, benim Almanya'da İkinci Dünya Savaşı'ndan kalma bir esir kampının (Stalag VII A) yıkıntıları arasında doğacağımı, sonra okul yolunda üzerlerinde "Auslaender raus!" ("Yabancılar dışarı!") yazan duvarların önünden boynu bükük yürüyüp geçeceğimi, bu Dünya'da kendimi sürekli mahpus ve sürgün hissedeceğimi biliyordu. Hayatı boyunca ayakkabı işçiliği yaptığı ve benim gibi bir "workman of child" olduğu halde, bir araya topladığı kağıtları özenle dikip ciltledikten sonra onları geceler boyu okunması zor bir el yazısıyla doldurmaktan tuhaf bir keyif alan babama bakarak yazar olmayı çok küçük yaşta kafaya koydum. 28 yaşındayken babam bana şöyle dedi: "Oğlumsun diye söylemiyorum; sen iyi bir yazarsın. Ama yazı adamı olarak tanınmayı ve kabul görmeyi hayal ediyorsan unutma ki sen benim oğlumsun; yani bir soylunun değil de ayakkabıcı Saim'in oğlu. Bu yüzden, o yolda bir karşılık alabilmek için bütün ömrünü tüketmen, altmış yaşını bulman gerekir". Babam haklı; ama biz, bütün "workman of child"lar da PASAPORTSUZ, VİZESİZ, SINIRSIZ, SÖMÜRÜSÜZ BİR DÜNYA talebiyle zamanımızın ve gücümüzün bize kalanıyla, öleceğimiz güne kadar yazmaya mecbur değil miyiz? ... (Fotoğraf,
www.moosburg.org sitesinden rastgele seçilmiştir)
ozcan@workmanofchild.com , Son Güncelleme Tarihi : 01/05/2008 |