özcan türkmen / şiir / 95 sayfa patiler & melankoli sevda'nın her rengine " bir kedilik ti sevdiğim patilerinde melankoli " patiler şükür sevdalıyım allah'ıma şiirler olsun ! şiir ağacı ben bir şiir ağacıyım meyhane otoparkında yabanşiiri ağacıyım hem de kendimden bittim şiir ağacı - 2 dur demediler ben meyveye durdum kandırıkçı bir aşk mevsiminde yağmur yağmur bakışlara kandım yaprak döktüm şiir şiir süpürdüler şiir ağacı - 3 koparma gönlümden şiirleri çocuk onlar dalında güzel ! tutturu dünya sen bir yol tutturmuş, gidiyorsun ben gelirken bir türkü tutturmuşum bu göl maya tutmaz çocuk tutturamayız boşuna tutturma ! güzelleme gidişini sevmiyorum senin geliş in güzel gel benim gelişi güzel sevgilim gelişigüzel anatomi : el elini tutsam bir pınara değer elim balıklar kaçışır öpülesi parmakbalıkları anatomi : diş dişlerin akdeniz evleri bembeyaz, bitişik nizam ben hep gül diyorum dişetlerin begonvil anatomi : ense ensen buğday tarlası tüy tüy başaklar öpüşümden yağmurlar sever soluğumdan rüzgarlar anatomi : göz gözlerin ikiz kızlar bir örnek bayramlıklar içinde hanginiz daha güzel diyorum kıkır kıkır gülüyorlar anatomi : göğüs iki gül açmış göğsünde şafak gibi, şarap gibi roze güneş nedir duymamışlar raşitik , yavru goncalar anatomi : dudak dudakların dudukuşu bana hem dedi hem de kodu ah o dudakların ahududu ! anatomi : ayak geceleri çıplaktır teneffüse çıkmış çocuklardır yatağımda uyusan en çok ayakların uyur ekmek derdinde kadınlardır anatomi : saç çok uyudum yazları berrak sesinin kıyısında salkım söğüt saçlarının çok sevdim gölgesini anatomi : kulak beynine dadanmış da iki geveze papağan bak seni diyor biri öteki seviyorum ! anatomi : burun burnun kaf dağı sırt üstü uzansan hep göğü gösteren bir pusula ibresi kıkırdaktan aşk haddim olmayarak elbette bir yanlışı düzeltmek isterim ki aşkın karşılıklısı, karşılıksızı yoktur ! yani aşk bir çek değildir haşa ve hep karşılıksızdır çünkü aşk karşılanması imkansız bir servis atışıdır ! mesafe kilometreler sorun değildi ya şu aramıza koyduğun mesafeyi artık sen de aşamazsın artık seni düşünmenin adı haneye tecavüz aşk beklemez aşk yelkovan gibidir aşk beklemez ki tut ki bir çocuktur ondördünde tut ki baharda çiçektir dinlemez ki oyuncağını al hele elinden dudakları büzülüverir beş yaşında bir velettir aşk ağlar, tepinir bak kuş geçiyor desen bakmaz ki tiryakisi bilir bekletmeye gelmez aşk bir sigara krizidir bir kumarbazdır, kalkmaz masadan ne kadar kaybetse o kadar bilenir gemiler bekler limanlarda yataklarda kötürümler ağaçlar bekler çaresiz paydos saatini işçiler umut bekler, sabır bekler aşk beklemez ki acı ölümden öte köyler de var ölümden öte köylerde pusu kurmuş acılar acı - 2 ne lapa lapa karlar ne zıpkın gibi yağmurlar bir tek acılar birikir acı - 3 ne yeryüzüdür ne gökyüzü : acı'nın yüzü ! acı - 4 belki de insan hep o acı yı yaşar bilip tanıdığı o ilk acı yı belki de bir çocuğu kırmak en büyük günah bu yüzden kabotaj sevenlerin çok olur bayramı ayrılık kabotaj bayramı polyanna beterin beteri var : sensizlik ! bilmem ki içmeden de sarhoşum ya içiyorum yine de bir biracık yetiyor sana ay'dan, bulutlardan güzellemeler dizmeye bilmem ki neden mecburum seni bunca düşünmeye ? şurda balık tutan adam bile tuttu iskorpitini karada unuttu ama ol mübareğin denize aşkından ben seni unutmadım hem zaten seni unutmak bana günah bana yasak hem bu kuzguncuk transiti nankör bulutlar sana benzemeye ant mı içtiler? bilmem ki nerden gelir, nereye giderler içine düştüğüm içine tükürdüğüm bu telaş niye ? cerrahpaşa merak etme beni ana hepimiz hayat a emanet ! cerrahpaşa - 2 denizde ışıklar var : yüreğime demirli açıklarda gemiler cerrahpaşa - 3 acil'in önünde her gece herkes annemi bekler bundan böyle her gece ben acil'de beklerim cerrahpaşa - 4 ağlama çocukluğum annen bakkala kadar gitti ! dokunulan tabu dur dokunduğun değilse bir yabancı sobe neden kaybettin, biliyor musun ? ilerde beni sevsen de bu aşkı ilk ben sobeledim ! sobe - 2 hiç saklanmadım ki sobeleyiverdi beni aşk şimdi seni arıyor bir ben biliyorum yerini elma dersem çık armut dersem çıkma ! talk show geviş getirdiğiniz yeter gayrı mikrofonu aşk'a uzatın ! metro türküsü sanki yer yarıldı da yedi kat dibine girdim pis bir yağmur çiseliyordu bir gece levent'ten taksim'e metroya bindim pis bir yağmur çiseliyordu hiroşima sevgilim sanki çernobil teyze üzerimize işiyordu o gece levent'ten taksim'e metroya bindim yürüdü yürüyen merdivenler şöyle bir vızzt etti tren bir de baktım cadde-i kebir'deyim medeniyyet güzel şey vesselam bu capon (?) metrosu da güzel bir de iki zenci göreydim şöyle açık saçık iki graffiti benden modereni yoğudu hani ! gericinin onuncu yıl marşı türk'üz cumhuriyet'in göğsümüz kuyu kazması cumhuriyet'ten önce vardık cumhuriyet'ten sonra varız ne menem şeydir sanat ? carlos menem midir yoğusam ? sanat carttır, diyosun bak o sanat curttur, diyo adam sen de sen san ! sen at ! iskeleye yanaşırken kimi dantelli mavi kimi bonsuvar abajur denizanası değil denizmaması mübarekler ! habitat bütün iklimlerde yaşarım da kışları soğuk ve aşksız yazları sıcak ve aşksız iklimlerde duramam ! öneri bırakalım egoları, legoları büyüyelim ! in vino kah içerek kah içlenerek git gide daha içrek biri oluyorum dış'kı değil ki bu - iç'ki içim içime sığmıyor ki sana neyi anlatmağa uğraşıyorum ? yunus bir ben var bende benden içeru : - çıkarın ulan beni ! bir aşk var bende benden dışaru : - tutmayın ulan beni ! de la mancha bazen seninle uğraştığımda sanki yeldeğirmenleriyle cengediyorum bazen don kişot'um karşında bazen don - külot ! cadı saçımı süpürge edeyim de uç bari narsist cadı ! cadı - 2 cadı diye yakardım seni ya en gizisyon ben değilim ! cadı - 3 sen büyü hele cadıcığım daha ne büyüler yapacaksın ! bilmeceler sevda dan yana bir eksiğin var : oranda v yok senin ! bilmeceler - 2 (ilk bilmeceyi çözenler için) buse daha indir ! sevgili miydik önceleri ? gurur unuzu bir yerden ısırıyor da gözlerim ? patiler telepati : uzaktan atılan pati patiler - 2 empati : uzattığım patiyi em ! patiler - 3 sempati : patimi sana versem mi ? melankoli çocukluğum - doyamadığım annem'e biz enikler gibi mahzun ve ıssız çocuklardık bazen ay büyürdü gözlerimizde bir kavun dilimi gibi sarı bir ay durup dururken ağlardık dayamalardan dışarı taşmış bir yabangülünü biraz erken çökmüş bir taşra akşamını en iyi biz anlardık çünkü biz çocuklardık işte sırrımızı mercan balıklarına açardık yaz geceleri başımızı bir kaldırırdık ki simli eşarplar gibi bir sema alem içinde bir alem ay bir yana, dünya bir yana derken içimize doğru bir yıldız kayardı : evren sirkinden bir konfeti başımızı kaldırmayagörelim samanyolu tam üstümüzden geçerdi öyle uzaktı ki yıldızlar, öyle çok yıldızlar annemizdi, şimdi ya gurbette ya cennette belki bir gün çıkıp gelirlerdi ırak iklimlerin mayhoş kokuları içinde belki bir gün gelir hiç dokunamadan düş-annemiz olamadan hiç kutsal ve yasak ikonlar fotoğraflara kaydedilmiş sevgili anılar gibi öpülüp koklanmayı beklerlerdi öyle çaresiz, öyle suskun oysa biz enikler gibi mahzun çocuklardık ben anneannemin yavru kedisiydim anacan patilerle severdi beni ille de kirli ayaktopuklarımdan öperdi bir de gözlerimden, sabun kaçmışsa, ağlıyorsam kese canımı acıtır, anneannem elleriyle ovardı su sıcak gelir, anneannem kovayla ılıtırdı ama su ılınmak bilmezdi, insan böyle nazlı olunca öyle açlıklar vardı ki doymak bilmezdi öyle kapanmaz açıklıklar yüreği bulanan çocuklar ne kadar sevilse azdı bazı geceler ay büyürdü gözlerimde bir kavun dilimi gibi sarı bir ay anneannem beni gıdıklardı çünkü dünyalar onun olurdu ben gülünce biliyordum, seviyordu beni, hatta kıskanıyordu oysa çocuk gönlümde ondan başkası yoktu biliyordum ki mahsuscuktan yakalanıyordum kovalamaca oynadığımız günler o koca memeleriyle peşime düştüğünde yemin ederim ki numaraydı sırf kan ter içinde sevişebilelim diye yine de ıssız çocuklardık belki de bütün insanlar ıssızdı, kim bilir bütün dağlar, bütün denizler çünkü nereye gitsek, cebimizde taşırdık yüreğimizi misketlerin, renkli renkli ambalaj kağıtlarının arasında karanlıkta hızlı yürür ve mutlaka bir ıslık tuttururduk çünkü mutlaka cinler olurdu tenhalarda mezarlıkta ölüler bizden dua beklerdi korkudan bir türlü bitiremezdik allahümme salli'yi ne yapsak allah'ın sevdiği çocuklar olamazdık zaten çünkü katlettiğimiz kurbağaların bedduasını almıştık oysa allah muhallebi çocuğu diye küçümsediğimiz seyfettin'i severdi biz mescitte saf tutmuş saf saf çocuklardık parmaklarımız titrerdi rahlelerin üzerinde gölgeleri lameliflere düşerdi cennet yeşili bir halı seriliydi, hatırlıyorum melekler bile gelir, konardı üzerine ışık olup süzülürdü melekler çünkü severlerdi mırıl mırıl dua ırmaklarında yıkanmayı ve zerre zerre dansederlerdi güneş kokan, günahsız çocukların önünde hoca minberde dururdu kızılcıktan sopasının hemen yanında o yokken havarileri olurdu başımızda birlikte top oynadığımız sinemaya gittiğimiz büyüklerimiz ki kafirlerin tekmelediği sevgili başı değil miydi hüseyin'in peşinde onca koştuğumuz plastik yuvarlak ? ya o filmler ? onlar günah değil miydi ? yine de gözlerine girmeye bakardık yoksa başımıza musallat ederlerdi tekmil cin taifesini günahkar ve masum ağabeylerimize tapardık kur'an'a geçtiğim gündü, hatırlıyorum ezbere okudum diye dayak yedim hocamdan yaşam boyu onulmaz bir tokat ağlaya ağlaya eve geldim harammış annemin gavur elinde kazandığı para başını örtmeyen kadının yemeği yenmezmiş işte o gün ilk kez öksüz bir köpek yavrusuna sarıldım dualar, ezanlar okudum kulağına oysa anlamazmış gibi bakıp durdu bana annesizliğine verdim bazı geceler ay büyürdü gözlerimde bir cırcır böcekleri vardı o zaman bir de masalcı dedem yüreğim ses verirdi başımın altındaki yastıkta cayır cayır yanıyordu dışarda bahçeler gülden meşalelerle yangına verilmişti bütün bir gece oysa düşümde kar vardı almanya'da diz boyu diz boyu bir çizme giymişti annem üstünde o çok sevdiğim mantosu bahçemiz ne güzel olmuştu kar yağınca fındık ağaçlarında sincaplar olmalıydı ürkek, oynak burunlu kısacık saçlarıyla annem ne güzel olmuştu yangına verilmiş gecelerde alnından öptüğüm düşlerden biliyordum : benim annem esmer güzeliydi benek benek çilleri vardı yüzünde kıvır kıvır dudakları vardı alnımdan öptüğü düşlerden biliyordum : çirkindi öykündüğümüz bütün o melekler annemin anlatmadığı bütün masallar yalandı mutlu bir sabah kollarında uyandım annemin baktım, dışarda sonne'ler de doğmuş demek ki almanya'dayız şimdi demek ki şimdi dedem bir varmış, bir yokmuş bitimsiz bir kış masalıydı almanya sivri sivri kuleleri vardı kiliselerin büyük büyük çanları birer kartal yuvasıydı tepelere kurulmuş şatolar noelde gelin gibi süslenirdi bütün çam ağaçları her paskalyada yeniden doğardı isa sevincimizden ala boyardık yumurtaları o vakitler çok isa'lar türerdi televizyonda renk renk, boy boy oysa sonları aynıydı golgota'ya doğru ağır ağır bir yazgı gibi taşırlardı çarmıhlarını isa'yı da severdim ya benim favorim kasperl kuklasıydı zaten bir büyücüler diyarıydı almanya krallar, kraliçeler hangi kurbağayı öpsen prensese dönerdi hangi ormana gitsen karşında grimm'in acuze cadıları dingin bir senfoniydi almanya oysa yüreğimiz korsana kesmişti bizim ant içmiştik bütün nimetlerini talan edecektik bu varlıklı modernliğin otomobillerle başladık işe derken çiçeklere, balıklara geldi sıra bütün yasakları bir bir çiğneyecektik ağaç köklerinde defineler aradık bu uğurda güzel kızların başına bela kesildik çünkü ant içmiştik çünkü bu nehir tuna değil, mississippi, demiştim kenan'a ben tom sawyer'im, sen de huckleberry finn biz eşkiyalar gibi zaptedilmez çocuklardık esmeriydik sarışınların başımız bozuktu acı bir gurbet söylencesiydi almanya duman duman fabrikalar emekçi doluydu kuşluk vakti kart basardı annelerimiz babalarımız vardı en tehlikeli makinaların başında memleketini düşler dururdu babam en çok da rakılı bir alemi bazen ağladığı bile olurdu kafasında ayasofya kırmızısı bir istanbul akşamı dudaklarında kavuşmak hayal oldu annem tam bir sene beklemişti babamı dil bilmez, hal bilmezdi yol bilmez, iz bilmez öyleyken eksik etmemişti fotoğraflarını bu soluk hayalim avutsun kocamı katar katar yollara dizildiğimizde kılcal damarlarıydık yüksek tansiyonlu bir arterin coşkun bir nehir olurduk kapıkule denizi'ne doğru şarkılı türkülü bir mutluluk kervanıydık ne ramazan ne yirmidokuz ekim klaksonlarla dehlediğimiz heyecandan belliydi urlaub en gerçek bayramımızdı bizim graz grass ı hatırlatırdı bana zagreb akrep i niş'i nedense gülünç bulurdum belgrad'da boy boy tito afişleri çocuklara ciklet ayırırdık, polislere sigara çünkü kominist bir ülkeydi bulgaristan şifreli yazılarından korkardım iyi ki hiç duraklamazdık sofya'da o amansız kuyruktan anlardım eski bir dost gibiydi günebakan tarlaları gülen ağlayan insanlardan anlardım kapısında kul olduğumuz kapıkule'ydi burası yani türkiye'ydi yani dışarı çıksam şimdi o eşsiz memleket havasını soluyacaktım biz enikler gibi mahzun çocuklardık denizler gibi ıssız bazen usul usul kanardı gece bir an önce büyümek isterdik oysa içimizde bunca gurbetle göz göz bölünmüşken hiç büyümeyecektik salve regina salve regina mater misericordiae vita, dulcedo et spes nostra salve güneş vuruyor yüzüme beni sevdiğinden değil, kendini okşuyor evren çünkü ışık, elleri bu kör evrenin çünkü kimsesi yok ancak kendine dokunabilir isyan edebilmek vardı evrene karadelikler kadar yoğun bir öfke duyabilmek ama yalnız rahimlerdir öç alabilenler yoksa rahimden kopup gelmişler değil karadelikler rahimleridir evrenin seçebilseydim eğer, özgür olmadan önce doğrulmamış bir hiçlik olurdum oysa tuttum, zaman'ın eline doğdum demek ki bir tavşan daha lazımdı gösteriye bir tavşan eksik olsa hokkabaz çuvallayacaktı sonunda ben de doğdum rahim gibi bir karadelikten, ışık-ellerle hokkabazın gösterisine ben de dahil oldum utancımdan ağlıyordum şapkadan çıktığımda yine de selamladım alkışları salve ! ad te clamamus exules filii evae ad te suspiramus gementes et flentes in hac lacrimarum valle doğum turaysa ölüm yazıdır bir kere doğduktan sonra ölüm yazgı çoğaltmaktır uygarlık doğumu, ölümü ve kopyalamaktır kendini aynalarda çocuklarda her uygarlık bir deniz vaadeder bir seraptır oysa altı üstü bir damla suyun savaşı her uygarlık bir ölümsüzlük sanrısı o clemens, o pia o dulcis virgo maria aşk hep yeniden keşfedilen kıta en çok yağmalanan öyleyken onurlu beş yerli kalabilmiş biz eli kanlı conquistador'ları aşk'ın şimdi dönüyoruz ya yurdumuza değil mezarımıza dönüyoruz lingua longa sözcüklerim gölgelerdir ruhumun cılız yansıları şiirim dolunayda bir patika dil tırpanıyla açtığım bilincimin cangılında ne var ki dolaysız dile gelen ? ölüm bile bir röprodüksiyon ve her röprodüksiyon biraz eksik başka bir dil istemiyorum ki yeni bir dil dilsizlik suskunluksa annemin ardından şehre dönüyorum. otobüs birer birer yutuyor şeritleri. camın ardındaki pitoresk peyzaj önce bir göle nihayet bir denize kavuşuyor. bulutlar grileşmiş ağırlıktan kendilerini daha fazla taşıyamayacaklar gibi. hiç bir düşünceyi tutamıyorum saçlarından şu manzara gibi elimden kayıp gidiyor. ne tuhaf dün bir cenaze alayıydık biz. ölümün alay ettiği bir alay insan. allah sabırlar versin. amin. birazcık sabır da verilecek elbet bunca güçlüğün yanında. mezarlıkta bıraktığımız ölü ? o ebediyyen istirahat edecek. dokuz tahta altında üzeri alelacele atılmış toprakla örtülü. topraktan geldik , toprağa. rahman ve rahim. ben rahmimi kaybettim ben annemi. durmaksızın yağmur boşandı annemin ardından. belki yeterince ağlamadık diye. belki yeterince anlamadık diye durmaksızın yağmur boşandı ölünce rahmimi kaybettiğim annemin ardından. melankoli günleri kim yuvarlıyor akşam tepelerinden aşağı ? öyle daralmış, cılız bir ufuk batan güneşler yüreğime batıyor iki bulut basıyorum göğsüme çocukluğumuz gibi ak ve dalgın herkesler dağılıyor evlerine ben nicedir sokaklarda kalıyorum iyi olacak yara gibi kaşınıyorsun sensiz edemediğim düşlerimde anılarımız hala duru bir pınar her gece su içmeye iniyorsun herkes öldü bir sen kaldın herkes yaşlandı bir sen genç gözlerini yıldızlardan soruyorum unutamadığım çocukluk aşkım alkışsız bırak diyorum bırak gözlerimiz tuzlu kalsın ağladıysak kimse görmedi ki uzandıysak şuraya seninle uyuduysak, uyandıysak bir zararı yok diyorum saatlerimiz durmuşsa durmamış saatlerin vaadettiği o meşhur ve kadim çoraklıklar benim olsun istemiyorum öyleyse ne kaldı durmamış geçmiş saatlerden ? biraz gözlerin kaldı camkırığı iki düş bir çift kanat belki o da göçmeye yazgılı azıcık ekmek, azıcık şarap aceleye gelmiş vedalar gibi istasyonlarda mahzun kitaplar kaldı bütün hesapların üstü kalsın akşamları biz sabahlara dökelim yine şafakları sökelim gecenin bağrından upuzun, lirik kadehlerle tutsaklığımız sürsün, bırak sürünsün yerlerde bira şişesi prangalarımız hem kaç atlımız var artık düşmedik kaç kalemiz kaldı ? ayrılık diye geçsin kayıtlara bu anlı şanlı yenilgimiz başkaca bir not düşülmesin çünkü ayrılık çok eski bir antlaşma tarihimizde sınırlarımızın beriye cılız benliklere çekildiği ayrılık en büyük suç öyleyken hep beraat ettiğimiz tek kişilik aşk mahkemelerinde diyorsun ki güzel bir film olsa şimdi televizyonda şiir boyunlu bir flamingo olsa oysa her kanalda haber saati her haberde savaş değiştirebilir miyiz ? diye yalvarıyorsun ben de soruyorum kendime aldığımız yaraları sayıyorum : değiştirebilir miyiz ? biz neyi değiştirebildik ki ? derme çatma bir çadırdı hepsi aşkımız, kavgalarımız bir lodosta yıkılıverdi kumdan değil ruhumuzdan kaleler yaptık da savunamadık aç denizler önünde olsa olsa kandırılmışlığın acısı bir de hasreti özgürlüğün bütün ganimetimiz boşver değişimler yarınlara kalsın bizden sonra yaşayanlar da çıkacak eski topraklarda yeni tanrılar yaratanlar devrimleri onlar yapsın saatleri kuranlar düzenleri de kuracak elbet bana sorarsan bir hesabımız yok üstü kalsın öyleyse ne kaldı dinmemiş geçmiş lodoslardan ? biraz gözlerin kaldı ılık yazyağmurları gibi sesin bir ikindi sevişmesi belki o da unutulmaya yazgılı azıcık gözyaşı, azıcık kan sanki hiç yaşanmamış gibi sonsuzluğa değmiş bir an kaldı nasıl kızıyorum, bir bilsen - nereden bileceksin, laf işte - ağustosa fena küfrediyorum kalk diyorum kendime bari yatağını topla odanı, eşyalarını aklını başına topla diyorum topla, çıkar bak bakalım, elde kaç kaldı ? bakıyorum gözlerin kalmış elde sıfıra sıfır, elde var gözlerin bir daha hesaplıyorum ayrıldığımızı yineliyor matematik al bu gözleri diyor git gidiyorum sevgilim beni kimse uğurlamayacak bu şehirden ağustos bile beni karşılamayacak hadi ben ayazın tekiyim ya sen ? seni alkışsız düşünemiyorum seni yankısız
yanıklar
yanıklar saraydır.
hüthütün mecnuna öttüğü onbir yanık.
o bahsi kapa !
- baobab !
kapa !
- bab !
babbarabamdandaradan !
- bi-bi bo-bo bu-bu
babbarabab !
- bao bei buü
baoooooooo...babbarabaom !
- biiiii
o bahsi kapa !
- bbbbbb
bir lodos olu(nu)r da ansız
ve başı b/hoş
ö(y)le()yazılır
neşter-kalemlerden manasızlık damlar
- maddenin en katı hali -
ki havai mavidir, öyle uçuk
opere sözcükleri
ışığa tutmak gerektir
şifa, salah ya da exitus
son tahlilde reductio ad absurdum
sağdan soldan bir esterabimdir
humanorum nihil nihil nihil est
ki o esna-yi hüsnada
bir ambulan-c geçmektedir
sirenleri daa-dii daa-dii
(ve daha sonra doppler etkisiyle) dii-doo doo-duu
şüphekuşkusuz şairin evinde
varyoksuzluk var dr
gene o esna-yi hüsnada
bir enbüyükaskerbizimasker
kafile-yi defilesi
geç er geç er geç mektep dr
ve tekmil evropa eşidingdir
halşuki şairin evinde
varyoksuzluk var dr
yitirkaybettiğimiz
bir şairozan idi
ki yitirkaybettik
ki türktü ki
yitirkaybettiğimiz
kıymetdeğerli
ol şair o
zan ruhuna :
el faaaaaaaaaaaaaaaa...a...a...
1x1
1x11
11x11
11x11x11
11x11x11x11
13 = 11+1+1
1 vardır bende
ben[ben[ben[...]]]den içeri
1 = 0 + 0 + ... + 0
ahududu dedi
ah ah o dudakların odu
kodu ların
aziz vatandaşlarım!
aziz
zzzz
what?
daş
dalarım!
uz iz
sizi
dişş
lerim!
lez
leziz
vuitton
taşlarım!
siz
izisssss
sel
am
im
imlerim!
benim sev
gili
kuluğ
dşzzşzşzmm!
kelime elim, kelime el melik!
elli melek elime kelle!
kekeme melike meme lekeli!
ille mekke emeli kel emekli!
kelime iklil, kelime ilmek!
lime lime kelime like me!
ay-ayay-da-daya-ya-dada-yan-ana-anamı-oy-oyoy-rum!
ce na ze a la yı
ö lü mü na la yet ti ği
top rak tan top
ra ğa
bi ra la yin san
rah man ra him
ben rah mi mi kay bet tim
ben
kesikler
kesikler ecedir.
aleklendirilmiş onyedi kesik.
beş yaşında bu darbebahar. milatsız tarihinin ademi. güler içi gülmez gözlerime.
gönlünce dudaklı. bir bandoya el çırpar. ıssız bir sevinç lamekan.
elleriyle gelir (sakınımsız erke). bakışlarını toplar nesnelerden (vahdeti vücut). suskuyla sevişir (işteş bir hiç). düşeyazar (uslu bıçak).
köşelerin bir yaşamasıdır. içkırılmış dışavurum. kirli memeler uçurur. biz ansızın
dileniği. kedisini sever şehrini. ikiyle çarpan duvar.
gündelik bir sabah. yamanmakta ruhlardan deşik. dizelerimin gizli öznesnesine.
tellendirdiğim ilksi yara.
anlatılmaz. bir bakışın geri dönmeyişi. sonsuzayan mesafe, ırakaksayan göz. verev bir kesiktir, geçmemiş miş'li. iletişilmez. kaç vücuttur büyümüştür sükut.
özoyunlarının bir hemen mızıkçısı. aynı avluya terkedilmiş bir çocukluktan. yağmur vermiştir göğüme sıkkın. gecelerin geniş zamanlı rahlesinde. hurufi esrarını okuduğumuz ayn.
aşk mıdır bir deniz çekilmiştir.
her ötekiyle yükseldi sedası. düştükçe yanı canan canbazın. kaç çocuktum o zaman?
eteği usuma değdi. nisyan ruletinde seken kadının. bir siyah, bir kırmızı.
ekümenik bir hat hayal edilse. bir ad ada adamla. bir kat katı kadını ikileştiren. sevilmeyecek komşu mu yalnızlık? herkes sevinin önünü süpürse? heyhat nicedir unutulmuş, bir akşamı ağırlamak sanatı!
.noktayla başlamalı. bir tümden bir tüme. su demeli. bir örümcek kıpırdansa. er kalmalı. bütün infazlar erken.
denizime koyu gelir. yüzü yok ablam. eşkinde kalyon güzeli bir batık. ayasofyasının
solduğuna ağlar. surları ablamın. burçlarında kızlık bayrakları. bir gök boğar
her gediğinde. bir boyun vurulmuştur, çocukluğumca uzun.
he-ge-ge-hel. tini kekeliyor yontular. sanemlerin geceli avlusunda. el lat!
çıkarmış ıstavroz dil.
gece - tanrının yarım bıraktığı şiir. usulca sızmakta bekar odalarına. eros'un
aşil'le cirit attığı. antik başlı bir denizi yürümede. bir baudelaire'i yitik
modern. dokunmakta bedenlere the bad end. yapışmakta yüzlerine ihtiyarların.
sakallarını ahir cennetlere titreten. unutumluk kızların kapatarak anoreksik
gözlerini. dalmakta çocukluğunun abislerine. afişe ikonların ultra-beyazlığını
emerek. sürmekte sokakları bulvarlara. ardı sıra kelimeler. ve şehir - tanrının
bitirmediği gece.
silinmekte yokla yok arası. aklara düşer düşmez yazdıklarım. toplumbağa terbiyecileri ve koleksiyonistler ve spermayedarlar. dile gelmesi ne namümkün bir küfre mersiyelerdir. öyle bir yoksunluktur ki sen yoksundur mecdelli. kokoschka dışavurumunda çocuk yüzleri için. gezer bir şeytanirracim anakronik bekar.
beş üç geceden biridir. feleğin tefine vurduğu. babası rakılı bir meltem üflemiştir. şımartmaz tornacı ölüsü. anasından tokat yemiştir. gördüğü ilk kan. bakışmıştır azmakbaşında. bir gazoz içimi. bir fotoğrafın kınalı karesinde. kaldırmıştır kollarını edepli. kızlığına yakılmış mermiler ve mumlarla. ağlatılmıştır giderayak.
boşa yorulmuş düşleri. üç kadın demler bahçeden. bir güzel pullanır akşamlı. telve denizinin istavriti. retinaya anavasyada avlanır!
tebşir yok arığ tından. meşeyi görmüş druit. kaldırmış kelamı dem tükürür. ormanın kulağı! duy bizi.
utandı doğu. kirpiğinde lamelif.
sıyrıldı ozan, düşünü bırakmaz peşlerinden. koştu bir bahçede, gülden meşalelerle
yangına verilmiş. bir sarışının esmeri, pür-şiir. bir kör saki, şarap karası
denizler döker. saydı ki ilkten önce var, sondan sonra yok. saydı ki kırgınlıklar
gerdanlığında bir inci, öncesi kopuk. en şiirli adı eksiltmiş dilinden. sireni
ne acı vapur, vakitsiz giden sevgili.
ekimozlar
ekimozlar tutunamaz.
düşberî hâbnamesinden onüç ekimoz.
yılankaval yollardan
geç mektep bir körpecin
gök üstleri acımakat
muayen günleri yıkan
dön mektep bütüm
yel değirmileri
hışır yap hış rak :
yapıt bir rüzgar
uykuyusunda körmüş
karıp çıban yalınuyak
emmeleri ayyuk bir çatı!
çolpan ulduz çarptı halher?
dedim : kışları kışalayan
oval ovlan neredir?
dedi : düzdüm git!
elişi :
kinde bir ovlan :
ayn-ı ay-baygın
külsarı ot.
kalakaldırım.
kaldırın et eklerini
kim han kaşalot?
düşberinim ey berdil!
çöz saçlerin haremuçkur!
ferah atlar
hele ayak edip
bidonları art-saçık!
amancık da atıser
puş ki ne revulvar!
hohhorohhoooz!
mongol ağız - uf kadik!
oroDUUTu meryem kılan!
ayazma beni sarnıç!
bakacım iz döşer
baldırız görüngeç!
geç elleri tam muz
neyhoş tuter gelimce!
connect
modem aygıtı hazırlanıyor...
modem yüklendi !
başarıyla
... bağlantısı kuruluyor
durum : aranıyor
aradığınız bilgisayar
yanıt vermiyor
hata : 680
çevir sesi yok
yok !
çevir sesi yok
680
yanıt vermiyor
aradığınız bilgisayar
yanıt vermiyor !
modeminizin telefon hattına doğru bağlı olduğundan emin olun
emin doğru bağlı
emin olun !
durum :
durum aranıyor
... bağlantısı
kuruluyor
durum : bağlantı kesiliyor
680
bir hata oluştu !
oluştu !
... bağlantısı kurulurken
bir hata oluştu !
kodu : 680
oluştu !
durum : bağlantı kesiliyor
lütfen daha sonra tekrar...
... ken bekleyiniz
... bağlantısı kurulurken
bekleyiniz
lütfen
lütfen
durum ?
aranıyor...
durum : kullanıcı adı ve parolası
doğrulanıyor
adı parolası
doğrulanıyor
durum : kullanıcı adı ve parolası
doğrulanıyor
emin doğru bağlı
doğrulanıyor
... ken bekleyiniz
ağa oturum
açılıyor
... ken
ağa
oturum
... ken bekle
ağa
... ken bekleyiniz
ağa
ağa
1455 byte alındı
tam
1455 byte
alındı !
@52000
@52000 bps
kuruldu !
... bağlantısı başarıyla
@52000
kuruldu !
hoş geldiniz
hoş
hoş geldiniz !
geldiniz !
gel
hoş
hoş geldiniz !
19261. ziyaretçimizsiniz !
bu site
... tarihinden itibaren
19261
tam
19261
kez
... den itibaren
ziyaret edildi !
hoş
19261
hoş geldiniz !
ekranda
... menüsünden
seçenekler
... seçeneğini
seçiniz !
... butonuna
... linkine
... ikonuna
tıklayınız
çift
çift tıklayınız
başka mesajınız yok !
yok !
başka mesajınız yok !
sizi bekleyen
3 yeni mesajınız var !
sizi bekleyen
4
4 yeni mesajınız var !
sizi bekleyen
başka mesajınız yok !
okunmamış : 5
seçili
seçili mesajları çöpe
çöp
göndermek istediğinizden
... den emin misiniz?
tüm mesajlar silinecek !
tüm
silinecek !
misi
em
emin misiniz?
tamam
iptal
tamam
misi niz?
tüm
silinecek !
işlem
başarıyla
misi
em
emin misiniz ?
böyle bir kullanıcı yok !
böyle bir
mes
mesaj gönderilirken
başarıyla
bir hata
hata !
hata oluştu !
kodu : -13
-13 hatası
oluştu !
geri dönmek için
... butonuna
... linkine
... ikonuna
tıklayınız
çift
çift tıklayınız
bilinmeyen
bilinmeyen bir nedenle
böyle bir
hata !
hata oluştu !
kodu : -13
araştırılıyor
neden
-13
hatanın nedeni
araştırılıyor
göz atılıyor
göz
göz atılıyor
... ken bekleyiniz
lüt
fen bekleyiniz
daha sonra
lüt
tek
geçersiz !
bu
geçersiz !
bir işlem
program
işlem
program
işlem
işlem yürüttü
ve
ve ve ve ve
kapatılacak !
uyarı : bu program
kapat !
bu
böyle bir
kapat !
bu
misi
em
emin misiniz ?
soh
sohbet sun
şu
şu an devre dışı !
tam
şu an
tam
devre dışı !
tekrar
lütfen
sonra
daha
tekrar
fen
... ken
... ken bekleyiniz
şu
şu anda
tam
... odasından ayrıldı
şu
şu an
tam
... odasına katıldı
soh
sohbet sun
şu an
dev
hoş geldiniz !
slm
slm
:)
:P
nbr
ii
u
ii
:=))
@-{--
thx
lol
lmao
lol
asl ?
27 f ist
asl ?
27
f
ist
cool :)
nerden?
ist
cool
ben de
:))
nbr ?
ii
u
ii
lol
cool
;-)
@-{--
thx
bye
:(
c u
k
:((((
c
:((((((((((
hi
asl ?
:)
hi
:)))
:P
asl ?
hi hihi I
asl ?
şecere
massa da massaimis oğlu, massa will oğlu, massa çusets oğlu, massa will jr.
'ın kitabıdır. 2deyennay-obeyyom massa will : şüphesiz bu sözü çok işittiniz.
ve bu söz dünya üzerinde döller onu tanısın diye idi. 3ve döller gökteki işaretlerden
yollarını bildiler. ve onların kılavuzları işte apaçık önlerindeydi. 4ne mutlu
o yıldızın yolunu tutanlara. ve ne mutlu fecri fercin kirpikleri araladığında
kanlı boyunlarını o'nun karşısında huşuyla eğenlere. 5ve işte bir borçlu daha
doğdu. ve bir matamata gibi dingin, yüce iradeyi kabullendi. 6deyennay-obeyyom.
alleluia.
ve massa da massaimis karısı lailailomu bildi
ve massa will karısı popodiayı bildi akabinde
ve massa çusets geri kalır mı, o da karısı zoeeeyi bildi
ve kadınları bilenler acıyı bildi
ve nihayet titannada durmayı bildi junior massa will
de goole bug, massa, is titanna
obeyyo şonşon, obeyyo
deyennay-obeyyom massa will
good
sehr gut
sherwood ormanlarında robin hood
olmanın alemi yok şonşon
ve ve ve ve addam kadimon
ewwayı neden eve kapatmıyom
diye düşündüydü bi gün, bo ağacının gölgesinde
ve ve ve ve
artık gerçek bir gotamacık idi işte
ve dedi : om mani pad merhum
(yani : paranın ne önemi var allasen? )
bu seks burada biter ve ve ve ve
ben chek-up gider miyim? giderim abi
budur dedi
hep kadınları bildiler, anasını saddamn
bir de dublezonları, rockıyı ve kanabişi
carnevor omnivor homunculuslar
arasında şüphekuşku yok ki will bir taneydi
ve dedi : her şeyin light'ı olur, rockının olmaz
olur mu? olmaz, dalikanlıyı bozzar abi
vi ol lav hard rak massa will
en lav hörtz
ve massadüşt buyurdu : kelimesözcüklerin ikiliği öldürecek beni be
bu ne çelişkidir ?
bir gavvot atılacak oldu : dayaelektrik bu massa , diil devrimi
kelleni sevmiyorsun sen gavvot
der demez ol kimesnenin craniumu tiz vakitte ...
iktidar iktidar : dar kapıdan geçmektir, ah
elifi görseniz marsık sanırsınız siz denyotlar
ve ne de cebellezi tarıkdaki makaklardan haberiniz var
şüphekuşkusuz borgesi değil de
borgiayı örnek alacaktı kendine
il principe : hakiki ilkesizlik -
gelmiş geçmiş en büyük faşosyaliberalbino önder
ve arkadar
kapıdan geçiniz, this way pls
ve vaki oldu ki cüzamlının biri
günün birinde yoluna çıktı massa da massaimisin
ve işte o gavvotların prototipi idi
ve dedi : quo vadis ?
(yani : nerden gelir, nereye gidersin ey yolcu ?)
ve o dedi : tümdengelir, tümevarırım
ve atagavvot işitti
ve efendisini bildi
ve bundan böyle massaimis ratiototales diye anıldı
ve yediyüz sene ve yedi ay ve yedi gece
ve daha yedi ay ve yedi gece
ve daha yedi gece hüküm sürdü yeryüzünde
ve yediyüz thular ve yedi thent
ve daha yedi thular ve yedi thent
ve daha yedi thent biriktirdiklerinde
progavvot artık esendi
ve skolastik cerrahi icat edilmişti
ve vaki oldu ki
gabileo mu gabilei mi işte öyle biri
dedi : ave massaimis, salve
ulduzlara bakmak ister misin ?
ve ipse dixit : bu horozkobu bana kaça satarsın ?
imaj hiçbir şeydir taküyiddin !
ya işte, gönlünden ne kopernik
ve vaki oldu ki massaimis
muzır neşriyat mucidi schlechtenberg'den
karun farkıyla zengin idi
ve mukadder gün gelip çattığında (keman kaşlarını)
ve massaimis göklere geri çağrıldığında
lailailom oğlu will'i gösterdi
ve dedi : bir insan için küçük bir adım
ve will henüz üç yaşında idi
ama ya insanlık ?
o lidersiz kalamaz maman
ve will'in gülüşü güneşlerden bir tutam idi
ve will altı yaşındayken öyle tecelli etti ki
dedi : ex oriente lux maman
baharat ve ipek işi bana pek rantabl görünür, ne dersin ?
lailailom eydür : allah derim
ve dedi : kervan yolda düzülse gerektir
will soylamış, görelim hanım ne soylamış :
ay benim kırk gavvotum
kırkınızın yoluna kurbandır başım
tez yollara düzülesiz
will buraları çekidüzse gerektir
ve vaka-yi vakvak oldu ki
rön nam esans ve dahi re nam form
tekmil evropada pek tutuldu
ve ikisi de elbet mw patentliydi
ve otuz yaşında bir adam olunca will soylamış :
değişmeyen tek şey değişim maman
heraklitost der ki aynı sarayda iki yıl durulmaz
o yüzden daha büyük bir saraya geçelim önce
sonra elver ki atlantixi keşfe gideyim
lailailom ağlayarak eydür : beli oğul, beli dost
ve dedi : tayfa enginde düzülse gerektir
ninni, pinti, çantamari :
bir şalvar gibi çalkalanıyordu oinapa ponton
asa nisi masa
kara desen bilinmez ne kadar uzakta
derken land aheaaaaad
ve will'in çatlamış dudakları bakir topraklara değdi
ve will garip yemişler görüp dedi :
amma erik ha !
ne tuhaf ülke burası
ne tuhaf okurlarsınız siz !
ve will bedbahti mahlasını kullanıp dedi :
"ölürüm yar ölürüm
katırlar yüklü aurum
keşfeyledim nebuyaygarayı
ille de esmer severim"
filhakika keyfi gıcırdı genç fatihin
ve ve ve işte kader ağlarını örmekte gecikmedi
webmaster@massawill.com'dan bir mektup kara :
validenizi kaybettik. stop. kestane kebap. stop.
ve kalemini, dizlerini kırdı will acısından
dişlerini, yüreğini kırdı
yüzü kırıştı kırış kırış acıdan will'in
will kirişi kırdı
ve buyurup dedi :
bir dikili fidanı olmadı
bari bir dikilitaşı olsun şu dünyada anneciğimin
yenişehir dolaylarına gavvotlar, taçlı bir anıt dikin !
ve işte abidenin inşası bitmiş ve pek muhteşem olmuş idi
ve o vakit dedi : zürriyetimizin hürriyeti bu ülkede olacaktır yoldaşlarım
bunu böylece belleyesiz
ve bence empire states of ottoman artık bir haste-i hicran
çünkü arap atları
yakın eyler ırağı
vamos !
vü massa sefer dönüşü gariperiklidiyardan karılanmayı hak bildi
ve işte popodia sonraki efendiler hüsnüdübür olsun diye seçilipdir
çün anda otuziki diş tekmil noksansız
vü makatüşşahane idi
vü ve va veyla kopararaktan
bir cumayı takiben bir cima-yı dü
yolbars gibig yağız ve möcek gibig yahşi
massa III il gimbaccucca
ıngadetto
vieni veniamo, karakumkuma illetinden questo morto
saniyen allegro ma non troppo
massa çusets tevellütle massaimisoğullarını salvador
derken efendim massa will olmuş idi bir pir-i fani
ve budizmi ve ludizmi ve nüdizmi tatbik eylemekteydi
ki sarayında barocco ve sirocco ve marocco
gezinirken zevcesiyle anadan üryan
yar bana bir eğlence meret deyu babalanır
ve popodia da belcanto ve tango ve flamenco
yapar ve anın libidosunu erect eylerdi
bu sayfaya reklam verebilirsiniz
dört danışman gavvot bir gün huzura varıp dediler kim :
dört kankamız bitirimde aynasızlarca enselenip pastille'e tıkılmıştır
er gavvota bu lolo gelmektedir
müsaadeniz olursa gidip maruzatı bir iskandil edelim
akınlardaki çocuklar gibi şen, massa will dedi :
ohlala gövel ördeklerim
şahinlerim, bazlarım
tiz gidip adalet veresiz
ve lakin şu gavvotini de yanınızda götüresiz
ve uzatıp gavvotini anlara verdi
ve herbirini takdis eyledi :
in nomen de meriem sanctu nosferatu et cetera
ve dedi :
işbu aparey döner kise, kelle kise ve multifaal ola
massawilloğlu massaçusets icadıdır
ve dahi hepinize ananızın ak südü gibi helaldir
şimdi sektirin gidin gavvotlar
dört gavvot eğilip el etek öpeceklerdi ya etek ne gezer
ve dediler : deyennay-obeyyoz
akıl ki bir kuştur kafesinde
massa will nicedir azat eylemişti usunu
ve işte bir gece bir dişi göründü düşüne
ve o dişi dişliydi :
ey massaimisoğlu will
sayılıdır günlerin
das ist der heilige will
will soğuk soğuk terliyordu :
que sera sera, madamme
amma john alınır mı akşam akşam ?
ve işte popodianın poposu ayışığında ak bir sonat çiçeğiydi
ve will son bir gayretle yüzün çevirdi yaşamının pruvasına
ve popodia inleyip yellendi uykusunda
mis kokular içinde, misk-i amber içinde will
lailai diye anasının adını terennüme yeltenerek
son nefesini teslim etti
gavvotlar ellerinde antuvalet'in naçiz başı
sert adımlarla varıp girdiler kim büyük salona
baktılar efendileri 2.80 öyle uzamış yatıyor katafalkta
aramiz dedi : uy gitti egalite
portoz : vah vah liberte
atoz : zavallı fraternite
dartganyansa düşürdü elinden miğferini çınnnn
ve şaşkın dedi : alp er will öldü mü ?
(aynı esnada uzaklardaki technoburg şehrinde)
massa çusets (kendi kendine) - bütün bunların sorumlusu evrim mi yoksa devrim
mi? kuşkusuz devrim, niteliksel bir sıçraması niceliklerin. yok yok, schweigen
çusets, schweigen. bunu bilemeyiz, bu soru sorulamaz bile. bir teorinin bilimsellik
kriteri onun yanlışlanabilirliği değil mi? öyleyse yanlışlanabilir bir şeyler
söyle bana. come on man, hiçbir şey yoktan varolmaz evrende ve evrendeki madde
miktarı sabittir. entropi ise artmakta... bak babam öldü işte ! non est hic
! ya bütün yıldızlar kırmızıya kayıyorsa?
kantinde kendi icadı mayonezli-turşulu hamburgeri yediği bir sırada
babasının zırvanaya ermiş tini girdiğinde bedenine
massa çusets sadece 102 yaşında idi
massaimisoğulları için genç denebilecek bir yaş
hele ki bir dalai-massa için
olay tam olarak şöyle gelişmişti :
geri al evladım... tamam, buradan oynat
bütün metempsychosislerde olduğu gibi
hafif bir ürperme ve bulantı duydu önce
- daha sonra bu deneyiminden egzostansiyalizme varacaktı -
ve sonra iki dakika bir şaman gibi titredi ve sallandı
- buradan electricity ve rock'n'roll -
derken yere yatıp bir top gibi dönmeye başladı
- breakdance, çamaşır makinesi -
neden sonra kusursuz bir ataraksiyaya ulaşarak ayağa kalktı
- bilinç akışı tekniği, psikanaliz, robot....
massa çusets ilkin borcunu ödemeyi düşündü babasına
madem ki o babannesi için bir anıt dikmişti gariperiklerdiyarına
öyleyse o da modern bir kule bina edecekti arşa doğru - facio ergo sum
ve kule atlantixin beri yanında
iyisi mi gavvotların zafer kazandıkları yerde
ve şarlatan dedesinin yüzünden daha sivri
ve conquistador babasının azmi denli yıkılmaz
ve kendi bilimsel inancı kadar çelikten dökülecekti
nitekim empresyonist bir kokteylle açıldı kule
- monette ve manette biraderler de hazır bulundular -
ve işte massa çusets pizza kulesindeki teknik kusurlarını bu kez düzeltmişti
ve bir gazeteci yaklaşıp kulenin adını sorduğunda
portosunu yudumlayan massa dedi ki :
biliyorsunuz çizimleri sinemacı dostum felloni yapmıştı
ne ki eserini göremeden inanmadığı rahmetine kavuştu hakkın
bu yüzden adı ey felloni
a-ha,i c... bir poz verir misiniz bay çusets?
tabii... maman ?
popodia vualinin ardından gülümseyerek o koca poposuyla geldi
buradayım... daha zevksiz bir şey yapamadın mı monşer ? ahahaha
deklanşör motör vidanjör -
dünya senin kestiremediğin bir yere gidiyor maman
modern times and city lights - ve hatta sex and the city
her şeyi apaçık seyrediyorum bilincimin duru aynasında
metrolardan varoşlarına dağılan şonşonları
ve sınıf atlamak için binbir maskaralık yapmaya razı zavallı denyotları
market insancıkları : görüyorum
oysa ben tekerleği icat etmeliyim şimdi
oğlum onu sopasıyla bir topaç gibi döndürsün diye
ve çarklar çarklar üretmeliyim - feleğin çarkı ?
sermayeye dönüşecek bilgiyi ve güce dönüşecek sermayeyi
oğluma bir doğum günü pastası niyetine
şimdi ben kotarmalıyım
böyle buyurup kolları sıvadı massa, pozitivist bir miyop gözlüğü gözlerinde
kaynaklar kıt ihtiyaçlar sonsuzsa
makineler ve yapay ihtiyaçlar girmeliydi devreye
teknoloji enstitüleri ve dünyanın tüm işçileri
kapital tekelleşmedikçe birleşmemeliydi
buhar makinesi , maden ocakları ve şimendifer
dokuma tezgahları, asbest ve aselbent
yeraltında ve yerüstünde hiçbir cevher
mübadele değeri olmaksızın değerli değildi
kendi adıyla anılacak kentte bir enstitü
ve evropanın dört bir yanında birer paprika
ve paprikaların bantlarında mutlu şonşonlar
ve şonşonların başında sırtı sıvazlanacak denyotlar
- bir insan daha neye sahip olmak isteyebilir ?
tabii ki dünyanın en güzel kadınına !
(insandan erkeği anlıyoruz tabii, çok eski çağlardan beri)
işte massa o konuda biraz yetersizdi
ve tuttu kendi gibi çirkin ama zeki bir kadın seçti
: zoe (daha sonra terfilerle zoee, nihayet zoeee)
zoeee yetkin bir orgazm araştırmacısıydı ya kendisi hiç tatmin olmamıştı
ve massanın tüm bilimsel birikimi bu bakımdan işlevsizdi
sonuç depresyon agresyon ve anksiyete
ve modern psikiyatriye daha pek çok katkı
derken gavvot primleriyle ödüllendirilmiş kimi denyotlar
mucizevi bir ilaç çıkardılar
: wiagra - we agree
ve işte 365 gün
gökler wiagra mavisiydi !
teknolojik ilerlemeler üretime de olumlu yansıyor kuşkusuz
w.s. tam sekiz çocuk doğurdu zoeee
üçü tüp bebek, dördü sezaryen, biriyse klon
velakin yaman bir fetret baş gösterdi veletler arasında
ve dedesinin ismini taşıyan klon kardeşlerini helak etti
- elektrikli sandalyeye oturtmuştu, çünkü kazığa oturtmak barbarlık olurdu -
işte birinci ve ikinci dünya savaşları denen hadiselerin özü buydu
ve bütün bunlar cereyan yaparken
hala sağ olan popodia
selülitlerinin telaşına garkolmuştu
doğal seleksiyon, diyordu çusets evlatlarının durumuna
ideal bir piyasa müdahale kaldırmaz
biz en iyisi voyeurger projesiyle uğraşalım sevgilim
ve gün oldu ki radyasyondan beti benzi iyice atmış massa
sevinçle kucağına aldı popart karısını güllerin ortasında :
darlink, darlink, bizi güneş sisteminin dışına çıkaracak şeyi icat ettim !
ecco you are - photomobile !
ve elbette parayla tutulmuş iki kemankeş denyot
çalıların arasından belirip lav story ve otum leaves'i çalmaya başladılar
porselen dişleri pırıl pırıldı zoeeenin
solaryum seanslarından çıkmış teni bronz idoller gibiydi
sevgilim, dedi, ah sevgilim
bu kitsch dünyadan bir an önce gidelim !
massa çusets çekti oğlu will'i bir kenara
ve dedi : ey oğlum ve klonum, her şeyim
sana atom ve hidrojen ve androjen bombalarını bırakıyorum
the power you need hangarlarındaki bu bombalarda mevcuttur
sana düşense genetik ve sibernetik ilimlerini fevkalade ilerletmek
ve dünyamızı hanedanımızın onuruna layık bir biçimde yönetmektir
bu görevi hakkıyla ifa edeceğine dair inancım kat'i ve sonsuzdur
unutma ki sıkıldığın zaman depodaki fotomobile atlayıp yanımıza gelebilirsin
gerçi temennimiz bunu en son çare olarak düşünmendir
yoksa biz her daim şifreli radyo dalgamızı geçeceğiz dünyaya
ve unutma ki dünya önünde sonunda bir işletmedir
ve bırak artık bu hippi ayaklarını, şu saçını kestir !
ben massa will jr., sana söz veriyorum babacığım
hem dünyaya hem de massaimisoğullarının totemi
anneannem ulu popodia'nın dert görmemiş poposuna
gözümün zeyrek retinası gibi ihtimamla bakacağım
ve tüm gelmiş geçmiş massaimisoğulları gibi monogam
ve dışarıya hologram, kendime diğerkam yaşayacağım
şimdi git ve yıldız tozlarında aradığın anlamı bul, ey bilge kamil
ben, oğlun ve klonun massa will
daha yedi cihanı şamil !
heyhat yirde beka nerdedir
8, 10, 5 hepsi nicedir
uça söz kala yazı
adamo der nitedir ?
ademoğlu kuşun biri işte. alem koca bir han, biz yolcu, anca hancı baki. mal bir hırkadır, herkes çeker orasın burasın; arif olana bir aba yetse gerektir. koca koca medeniyyetler geldi geçti de bak okunmuyor en kübrasının esamisi. eşiding budun eşiding, var mı ertede imaj yahut reyting ? ye pilav, iç ayran; huzurlu isen gör bak ki beşer sene hayran. sinler arasında dolaş da ibret al ABD'ullah, gününü gün eden gafiller zaten ibadullah. her ne var ise aşk imiş alemde; felekler yandı ahımdan, tecahül-ü arifte. ölür ise ten ölür ah, canlar ölesi değil. zümrüt ve yakut sandığın toz-topraktan özge değil.
ve gavvotlar
ve denyotlar
ve şonşonlar aşka gelip
dağlar bilcümle ses verdikte :
deyyennay-obeyyom
yennay-obeyyom
nay-obeyyom
obeyyom
beyyom
yom.
tempo denyot
maykster !
çabbuk bana maykster denen denyotu çağırın !
hız istiyorum, diyorum, anladınız mı
hızhızhızhız istiyorum
yüksek frekans, yüksek enerji
güçgüçgüçgüç istiyorum
alabim alabam
güçgüçgüçgüç istiyorum
gümgümgümgüm diye atan kalplerinizin ritmi yeterli değil
giggiggiggig-gigahertz istiyorum
bambum bala bum
giggiggiggig-gigahertz istiyorum
elektroşok ve dijital kamçı
sizi döverken orgazm oluyorum
oh
sizi döverken orgazm oluyorum
oh oh
orgazzzzm oluyorum
denyotlar sizi döver
orgazzzzm oluyorum
orgorg-orgazzzzm oluyorum
oh sizi d
orgazzzzzzzzzzzzzzzm oluyorum
nefesinizi tutun ve saliseleri sayın
bugün tam 9034763
tam 9034763
yazıyla dokuz - sıfır - üç - dört - yedi - altı - üç
tam dokuz - sıfır - üç - dört - yedi - altı - üç
mal çıkarmalıyız
malmalmalmal-mal çıkarmalıyız
9
0
3
4
7
6
3
mal çıkarmalıyız
kristallerinizi dokuz-sıfır-üç-dört-yedi-altı-üç
mal çıkarmalıyız
metronomlarınızı saatlerinizi 9 0 3
mal çıkarmalıyız
vibratörlerinizi tam 9 0 3 4 7
mal çıkarmalıyız
bugün tam 9 0 3 4 7
mal çıkarmalıyız
bugün tam 9 0 3 mal çıkarmalı
9
0
3
4
7
6
3
MAL ÇIKARMALIYIZ !
(iki şonşon - tipleri MC6545 ve MXV441 - tavuk kesiyor. üretim bandında bir
u çizerek ilerliyor tavuklar. MC6545 tavuğun kafasına bastırıyor, MXV441 de
lazer-parmağını indirerek bir hamlede boynunu vuruyor. metalik bir sırıtışla
sağoldostum diyor MXV MCye. tavuk kafaları bir junktray'de toplanıp uzaklaştırılıyor
- modernist ibikleri tepside pek picasso. gövdeleri ise yolma - ünitesindeki
MD777'lere doğru devam ediyor. oradan yarma / boşaltma - ünitesindeki ML602'lere,
oradan yıkama-ünitesindeki MJU404'lere, oradan ütülüme-ünitesindeki MM900'lere,
oradan son-yıkama-ünitesindeki MK8088'lere, oradan kurutma-ünitesindeki MT501'lere,
oradan paketleme şonşonlarına - bu iş için hala eski MP303'ler kullanılıyor
- , oradan etiket-basma-ünitesine ve nihayet bekletme-dolabına... bu arada paprikanın
dj denyotu sürekli techno bir şeyler çalıyor. maykster denyot dikizleme-kabininde
bütün üniteleri switch edilebilir ekranlardan izliyor ve kulağında walkman,
dün gece birlikte olduğu dilber-t nin göğüslerini hayal ediyor)
megafondan :
abim babum bay
arbeit macht uns frei
abim babum bay
arbeit macht uns frei
buy baby buy
kaufen macht uns frei
buy baby buy
kaufen macht uns frei
west is the best
laufen soll man schnellst
east is the beast
du bist was du siehst
tempo denyotlar tempooooooooooooooo
(arbeit macht uns frei)
tempo şonşonlar tempooooooooooooooo
(arbeit macht uns frei)
tıkır tıkır primleriniz
(arbeit macht uns frei)
fazla mesaileriniz
(arbeit macht uns frei)
öd-den-nec-ceeeeek
(arbeit macht uns frei)
krizzzz de geç-çe-cek
(arbeit macht uns frei)
sıksık kemer-le-ri-ni
(arbeit macht uns frei)
aç bırakma be-be-ni
(arbeit macht uns frei)
vatan millet ze-ker-yaaa
(arbeit macht uns frei)
herkes işinin baş-şı-naaa
(arbeit macht uns frei)
tempo denyotlar tempooooooooooooooo
(arbeit macht uns frei)
tempo şonşonlar tempooooooooooooooo
(arbeit macht uns frei)
TEMPOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO.
maykmayk-maykster denyot
dede-denyot
şoşoşo
şoşo-şonşon
maykmayk
dede-denyot
dede-den
çaça-çabbulk !
maykster !
çabbuk bana maykster denen denyotu bulun !
sizi nöralözürlügerimodeller sizi !
sizi popodianınossuruğundaboğulasıcalar !
sizi spermkaçkınıandroidlerrrrr sizi !
(akıllıkırbaç kendiliğinden şaklar)
hurdaskartaya ! yallah !
yallaaaaa-hahahaha
özezer denyotlar sizi !
yallaaaaa-hahahaha
9 0 3 4 7 6 3
tam 9 0 3 tavuk çıkarmalıydınız bugün
ve homunculuslar beyaz et yemeliydi !
(akıllıkırbaç şaklar)
kardiyovaskülerhijyen şonşon, kardiyovasküler !
ve tavuklarımız el değmeden hazırlanmazsa
vay hahahalinize
dede-denyotlar
şoşo-şonşon
maykster !
deyyennnayyobbeyyyoz mmasssssawwwill
buggünn tamm sekksennmilyonnaltıyyüzzzyetmişşşbeşşşbinnndokkuzzzyüzaltmışşşbeşşş
deyyennayyobbeyyoz
kahkahaaahahahahahaa
of course you will
şimdi ikile bakalım denyot, çekil
kahkahaaahahahahahaaa
demek bugün tam 80675965 ha ?
so good will, hiç fena değil
bugün tam 653502 yeni piliç düşmüş kötü yollara
ve düşünsene casinolarımızda ruletler dönmekte fırıl fırıl
ve üç kuruşu denkleştirmiş abazanlar kerhanelerimizde kuyrukta
işler tıkırında will, işler tıkırında
(long live will !
long live the big wheel ! )
gün doğmadan, deniz daha bembeyazken çıkacaksınız yola. okuldu, işti - uykusuna hiç kanmamış bedenlerinizle doğuştan bitkin. kravatlarınız, sefertaslarınız ve saatleriniz : şifreli kelepçelerimiz var muhakkak, nohut-oda-bakla-sofa-mutluluklarınıza her şafakta soktuğumuz görünmez çomaklar. hayır, hayır, gerinecek vaktiniz yok - tik tak tik tak, ölümcül pandül beyinlerinizin içinde insafsızca salınmakta. traş olmalısınız, hayır, hayır, tuvaletinizi yapmalısınız, hayır canım, ofiste yaparsınız, öyleyse dişinizi fırçalayın bari, tik tak tik tak, kaldı iki dakika. acele acele acele edin, yoksa metroyu, treni, otobüsü, vapuru, servisi kaçıracaksınız, oh my god, yoksa trafik sıkışacak. tik tak tik tak, dışarda da güzel bir hava varmış bugün, lanet, lanet, lanet olsun, ama bu güneş sizin için değil ki, eviniz, arabanız, çocuklarınız ve saygınlığınız var sizin, bunların bedelini ödemek zorundasınız. tik tak tik tak, madem ki evsizlere, haymatloslara, itibarsızlara zerre kadar acımıyorsunuz, o halde size de acıyan çıkmayacak. işe bakın ki pazartesiymiş bugün, lanet, lanet, lanet olsun, daha haftasonuna şu kadar saat, emekliliğe şu kadar yıl var, oh my god ! ne olurdu iki saat daha uyusaydınız, bugün tatil olsaydı ! ama bunları düşünmenin kalbinize iyi gelmeyeceğini biliyorsunuz, tik tak, iyisi mi gülümseyin ve loto oynamaya devam edin. ve ne zaman moraliniz bozulacak gibi olsa, aklınıza hemen bir süpermarkette kredi kartıyla alışveriş yapmanın dayanılmaz konforunu getirin. unutmayın : ancak kredi limitiniz kadar değerlisiniz. demek ki bütün rakiplerinizden önce varmanız gerekiyor işyerine ve bir şekilde patronunuzun gözüne girmeniz. itiraf edin, siz parlak başarılara imza atacak biri değilsiniz, bir şeyler, bir şeyler yapmanız gerekiyor. bu arada yeni hijyen ölçülerine göre bal gibi obez sayılabileceğinizin farkında olduğunuzu umut ediyor ve bacaklarının güzelliğini cesurca sergilemesi sayesinde sizden iki kat fazla maaş alan n.yi anımsatmayı bir borç biliyorum. sigarayı bıraktığınız için toplumca teşekkür ederiz, ama dişlerinizin durumu hiç iç açıcı değil. çocukken neden tel takmadınız kuzum, neden neden günde üç kere fırçalamadınız? anyway, mazeretlerinizi dinlemek istemiyorum, pazarlanmayan hiçbir şeyin kıymetli olamayacağını bu devirde çocuklar bile biliyor. siz, nasıl demeli, biraz dinozor kalmışsınız, zaten patronunuzun dahiyane esprilerine de yeterince gülmüyormuşsunuz. hala anlamadınız mı patronlarınız harika insanlar, neden onları çok sevdiğinizi her fırsatta belli etmiyorsunuz? şöyle bir durun ve kendinize bir bakın, hayır durmayın, duracak pozisyonunuz yok, koşkoşkoşturun : otuzdört yaşındasınız ve hala metrolarda sürünüyorsunuz : u r a loser. ve fail edişinizin nedenini yalnız ve yalnız kendi aptallığınızda arayın. çok küçükken çizmeliydiniz yolunuzu, ama hayır, siz salak gibi davranıp o alelade çocukluğunuzu yaşayacaktınız değil mi? çünkü mutlu bir çocukluğun ruh sağlığı için sine qua non olduğu yavesini yutturmaya çalışan o ikiyüzlü pşıkiyatristlere aldandınız. güzel, şimdi bütün paranızı onlara bayılabilirsiniz öyleyse. tezgahlar vardı kuzum ve siz bu tezgahları farketmediniz, sonunda da bubi tuzağına düşen masum kurbanlar gibi patladınız işte ! evet evet, siz kapiktalizm denen oku kendinize değil de başkalarına çevirmeyi beceremediniz dostum, but sorry, wild west - wild capictalism : beceremeyeni becerirler böyle ! ve affınıza sığınarak bir şey soracağım, babanız küfelik olmaktan başka bir şey bilmeyen iktidarsız hıyarın tekiydi, değil mi? ve size mal mülk bırakmak şöyle dursun, bir yığın borç bıraktı geberince? ve siz fedakar ve cefakar annenizi örnek aldınız kendinize, bir ölü kadar sessiz ve kaderine razı? aslında sizi suçluyor değilim hepten, zeki olmayışınız genetik bir kusur, ahlaklı oluşunuz ise sınıfsal. gözünüzü taşrada açmayı siz de istemezdiniz elbette, sivilceli ve sıkıcı bir ergenlik geçirmeyi... ne ki eşitsizlik ve rekabet doğanın kendisinde. ilk yüze girmeliydiniz manej sınavlarında, olmadı, ilk yüzbine girmeliydiniz güzellikte. güzeldiniz de, tuhaf, neden neden varmadınız bir gece elinde bir kutu baklavayla evinize görücüye gelen kasaba zenginine? cık cık cık, siz aşka inanıyordunuz ve daha bir yığın zırvalığa, o mendillik filmlerin ve uyduruk kitapların etkisinde, gönlünüzü fakir ama onurlu bir gence kaptırmıştınız. bakir ve platonik bir aşk, hem de millenyumun eşiğinde - ne denir, yanlış yaşam doğru yaşanmaz ki, tanrı size akıl fikir vere. oysa birinci sınıf bir lolita olurdu sizden, biliyor musunuz, tazeliğiniz geçmeden henüz, şu yarışmalardan birine katılaydınız. yanlış yaşam doğru yaşanmaz ki ama, son pişmanlık fayda etmez ki ! ve kaçan trenlerin ardından halay çekecek denli bilinçsizdiniz işte, tuttunuz o donsuz kikirikle evlendiniz ! yanlış üstüne yanlış, doğum üstüne doğum : yanlış yaşam doğru yaşanmaz ki. böyle iki çıplak bir hamamda, mutlu musunuz sevgili nilüfercik, tik tak tik tak, böyle dumur dumur, homur homur böyle, mutlu musunuz şimdi? ve içim kan ağlayarak söylemek durumundayım ki eşiniz aldatıyor sizi nilüfercik. o şaşılası mediaeval sadakatiniz bonkörce sunulmuş bir çek - velakin karşılıksız. bütün kadınbilmez taşra şonşonları gibi ateşin kent orospularına yapıştı eşiniz, dangalak pervaneler misali. ve işte biz bu yüzden inşa ettik bütün o koca koca şehirleri. die sind nicht wahr, sie lügen. ve onları ademoğlunun doyumsuzluğunu nakde çevirmek için var ettik. ve işte likiditenin serbestçe aktığı arklardır şehir sokakları. ve kumarhaneleri ve kerhaneleri ve barları ve restoranları ve discoları ve büfeleri ve otelleri ve sinemaları albenili neonlarla donattık. eğlence sanayii muhtemel isyanlara tedbir olmak bakımından son raddede mühimdi elbette; şüphesiz onlara bu yalan dünyada neyle eğlenmeleri gerektiğini de aktardık. ve gavvotlar ve denyotlar ve şonşonlar için reklamlarla ayrı ayrı mekanlar pompaladık. ve onları güderken onların memnuniyetinden gayrı bir niyet gütmedik. özgürlük budur dedik, tek bir hayatınız var, her şeyi yaşamalısınız dedik ve onlar inandılar ve hür iradeleriyle mesut ve tatminkar : yaşadılar. ve onlara insan eti ve şarap sunduk, lezzetli yemekler ve keyif verici maddeler. ve onların dimağlarını mütemadiyen suretlerle meşgul ettik. ve saadeti mal eyledik ve vitrinlere koyduk. ve ipini koparanlar için töremize sadık doggiler tuttuk. ve kafesler ve tecrithaneler ve efrat için daha nice yalnızlıklar icat ettik. ve bunları görüp de idrak edemeyen gafilleri intihar ve idam ve infazla itlaf ettik. beşer ki mahkumdur hürriyete, metropolleri onların nefsine nezrettik. ve işte nizam bizim arzu ettiğimiz mertebededir ve hakikat bizim tayin ettiğimiz istikamette tecelli etmektedir. paprikalar tütmekte, başta hush-hush ve silah olmak üzre, global ticaret pek güzel iktisap ettirmektedir. dünya nüfusu ve bebek ölümleri tahayyül ettiğimiz seviyelerde seyretmekte, açlık ve kıtlık ve illet muayyen mıntıkalara hapsolunmuş vaziyettedir. ve dahi döviz ve petrol rezervleri bilcümle murakabe altındadır. arzın herhangi bir sahasında, herhangi bir gayeye hizmetle tertip ettiğimiz harpler ümit ettiğimiz neticeler vermektedir. velhasılıkelam, alles in ordnung, massa : asayiş berkemaldir. asayiş : berkemaldir.
gün doğmadan çıkacaksın yola
deniz daha bembeyazken
kahkahaaahahahahaaa
sen nilüfercik
haberin yok hiçbir şeyden
bir elinde cımbız
bir elinde ayna
ve gülmeğim geliyor, bağışla
çünkü sana dokunmadıkça bin yaşayacak
yılan dokunur bir gün sana da
şu çocuğu alalım mesela, şu papatya deren
şimdi ondokuzunda hani, filinta gibi
ve dut gibi de aşık komşu kızına
işte o bilmediği topraklarda savaşa yollanacak
bilmediği bir amaç uğruna
vuracak vurulacak
ve meçhul asker anıtında bir çiçek olacak
il fiore del partigiano bile değil
yurdundan kilometrelerce uzakta
ve şu yüksek tahsilli kız
bu allahın belası krizde hangi işi tutacak dersin ?
bu sancılı liberalizme geçiş döneminde ülkesinin
ne yapacak ?
ve şimdi zerre kadar suçlu mu sence
tahtakurularının kaynaştığı beşinci sınıf bir otelde
onunla sevişirse enternasyonel olacağını sanan
ve tabakhane gibi ekşi ekşi kokan
bir tüccarın altına yatıyorsa ?
ve bak bir pezevenk tutmuş korkusundan
ve saati tam elli dolar o kızın
otuzu pezevengin, yirmisi vajina ıssının
ve her an basılıp medyada afişe olmak
ve nezarethanelerde binbir hakaretten sonra
sınırdışı edilmek ihtimali var
işte o kızın
saati elli dolar
ya çirkinliklerini gecenin karanlığında alalayan
ve içtiği ve düzüştüğü kadar varolan
şu sefih ve sefil cardonlarına ne dersin
caddeleri kanlı ve sidikli
ve kusmuklu ve boklu bu şehrin ?
kahkahaaahahahahaaa
libidinal labirentlere salınmış deney kobayları sizi
sizi regl pad'leri yalayan dişsiz vampirler
varolun, eğlendiriyorsunuz beni ;)
bak nilüfercik
işinin ehli bir tetikçi şu mazbut görünüşlü adam
ve onu kollayan
kabinede bir bakan
ve bakanın en iyi dostu şu kel bankacı
hani kredi yolsuzluklarına karışmıştı
ve onun kankası pedofil bir yurt müdürü
şu çocuk pornosundan milyarlar kıran
ve onun en yağlı müşterisi
x gazetesinin imtiyaz sahibi
ve işte bütün bunlar, nilüfercik
lincini açıklar o hademenin
para onun cebine girmişti çünkü
üçüncü sayfada böyle yazar
tempo denyotlar, tempo
tempo şonşonlar
tam ... mal çıkarmalıyız bugün
dişinizi tırnağınıza takın
ve kar sayın tatillerinizi
ruhunuzu, beyninizi satın
tempo denyotlar, tempo
tempo şonşonlar
hız istiyorum anladınız mı
hızhızhız istiyorum
sizi döverken orgazzzzm oluyorum denyotlar
sizi d
orgazzzzzzzzzzzzzzzm oluyorum
TEMPOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO.
titanna imperatrix mundi
lol
lmao
lol
;)
tit-anna derler bana
anna the big tits
o piti piti
lol
how green
was my sil
silicon valley
haha !
o
o piti piti
elde karamela sepeti
lmao
what a pity !
what a pity !
ponpon kızdım ben gençliğimde
bonbon kızdım
huh
tonton kızlar arasında
they just
st wanna have
fun !
lol
lmao
lol
;)
ve minievakruvaze etekler giyerdik o zaman max henley marka. james ve john ve
paul ve andy ve quentin çıldırsın diye birer pippi langstrumpf kesilmiştik ki
ol vakit pek moda idi depeche mode in. ikinci dudak ameliyatımdan sonra çok
aptal sarışın olduğum söylendikte hemen maron yapmıştım my hair cut ya gene
de buickli çocuklar alnımda geçmek bilmeyen damn sivilceyle sarcastmaya devam
edince fondöten kraliçesi olup çıkıvermem işten değildi honey. lol. the girl's
weekly'de mi okumuştum ne şimdi parfüm erleri feromon katkılı esanslara hasanmışlar
da hakikaten the essence of dali'nin sonsuz faydasını görmüştüm o ara. meanwhile
john'la pasifik kıyısında onun limuzinel smokinli gecesinde yıldızların altında
verilmiş buse unforgetable yeahney. lol. yawn yawn till the dawn. haha. ama
esas sükseyi seksapelime seks katan o ava lawner kahkahama borçluydum elbette
ve rita'dan kaptığım o strucky like sigarama asılış stilime. dear martyr dönemleriydi
tam, beri yandan el kiss the pelvis. ve o zamanlar pierre cardon ve harmani
giyer ve mary lin sung'u taklit ederdik. ne ne ne günlerdi ama ne ne . neh na
nah nah. ne ne ne günlerdi. o salak çocuk şimdi adı neydi unuttum briyantinli
bryan hah işte onunla çıktığımız günlerde liverpool'lu bitlis namını almış yürümüştü
uncle sam diyarında ve zavallı komik çocuk bryan tam bir clown gibi ringo'laşmaya
çabalıyordu sal salak. bir cool'dan çok bir fool ki böylelerini elemekte hiç
gecikmemişimdir ne ne never hahha. ne diyordum ne ne ne hah diyordum ki opossum
suratlı bir takım adamlarla da dünyayı azcık görmek babında işim olmadı değil
ama asla uzatmalı oynamamışımdır mamışımdır bu bir akıl yaratılış vs meselesidir
mamışmak yani onu diyorum diyorum ki hahah dünyanın en mutlu dişisi olmaya aday
olan ben hep adaydım ezelden yetiştirme biçimi mi demek lazım neyse artık işte
feministlerle yollarımı çok önceden ayırmıştım yani çün çünkü anlamıştım mıştım
ki onlar erkek egemen bir bir takım dünyanın zaafboşluklarını yet yeterince
değerlendiremiyor miaow lardı how how how. hehehe. ve diyordum ki ung satat
selaser mis bonna gek herkator je neppa plüi tam. hahah. yani oh hattu sestamen
min ekkar og sij faksiker og pehtaamu. lol. vi dunnakkar fihi sam obeje detta
se obeja multas prehar ;))
moda dünyası pırıltılı pır pır her daim ilgi enteresan gimi jimmy çekmiştir. key ben bunu gelecekteki absolute mut mutluluğumun yek yegane key'i olarak görüyor sem basar adeta ön-ön-ön-öngörüyordum. her alışveriş cid ciddi bir yatırımdır akıllı bir dişi - the she- için dşıng ve target erkek her zaman bu happiness is a worm gun ile vurulabilir. niet nitekim will'i de böyle tau tavlamadım mı honey? ;) benim başarımın ardındaki tek gerçek şudur ki ben aynalardaki görüntümden başkasına in inanmadım in inadına ve pa pa pa ra gücün öteki adıysa güçgüçgüçgüce taptım yüce gücüne gücün cücelerin cücüğe benzer o büzülmüşlüklerine üzülmüşlük etmeden asla etme bulma dünyasının varoluşunu I rhyme sayarak kendimi ben yarattım yuhney di mi ? ve şimdi pa pa pa razzilerin ve racistlerin beni bana bunu sorduk suck larına back bakmadan peck al dr dır dırlamadan will'le tanışmamızdaki ve veveveve onun beni sevçmesindeki un ana etmen man'in benim zeki - the key - bi ka kakaka dıng - the she - dşıng olmamın yat yattığını gör görebil ebil ability bu budur iş the. bu kadar basit bu bass it bir beer şey şeytan ken yani bunun nun noun non nous vous voulez-vous voi noi due tre iken I can sor sorry gu lan lanmasına if get rid of it ifrit olmak olmeca mac ya da yo-yo-ma ya dada yanamı yor yorum day an anamı yor uhm. neyse ney c'est nemmeno non veys el ney ise isevi c'est la se vie ise ne gene jean de d'arc ise de se sedere ise ben ene egg ego gene yineke yin yang bang bengü di dio rum ki key totsius muaze definestra si sunt axertatum aegeis sic et rubilantia defactotum et mihi colibris ciwane bijji nerwosa rosarum. tarde ölsiking uma nuvem rosea budun lenta e transparante. hinter iglu varoş scutari ölsiking. mai win mogitana zuğaşi derdest berepe. wutend ik ben hejdo şuşan izvestiya alef alfa lamed. et tat twam tatvan asi nisi masa. mahal sagapo kita kite salamat. dikakana duduk hay yevuşka palaçe. salve ay kako sali waatar kanis. o regina dulcedo et vita nostra. salve.
http://www.basarimin-ardindaki-bir-diger-etmen-de.com http://www.her-daim-rahmetli-annecigimin.org
http://www.sozunu-dinlememdir.org . http://www.filhakika.cc http://www.nur-icinde-yatsin.org
http://www.annecigim-bana-hep-serserilerden-uzak-durmami.com http://www.ve-ve-ve-ve.net
http://www.will-benzeri-adamlara-yanasmami.org http://www.ogutlerdi.edu .
<!doctype html public "-//w3c//dtd html 4.0 transitional//en">
<html>
<head>
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=iso-8859-9">
<meta http-equiv="Content-Language" content="tr">
<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=windows-1254">
<meta content="text/html; charset=unicode" http-equiv=Content-Type>
<meta name="keywords" content="tit, anna, titanna, imperatrix,
tempo, denyot, tempo denyot">
<title> titanna imperatrix mundi </title>
</head>
<body text="#000000" bgcolor="#C0C0C0" link="#FF0000"
vlink="#551A8B" alink="#FF0000">
<center><img src="titanna3.jpg" alt="anna the big tits
" height=300 width=200>
</center>
<br>
<br>
<center>
<h2>
<font face="Times New Roman,Times">BEN TITANNA :
<font size=+3> BUGUN NELER YAPTIM ? </font>
</font>
</h2>
</center>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote>
<blockquote> </blockquote>
</blockquote>
</blockquote>
<b><i> <font
face="Times New Roman,Times"><font size=+1>
- kaybedenler'e</font></font></i></b>
<p><font face="Times New Roman,Times"><font size=+1>
o piti piti</font></font>
<br><font face="Times New Roman,Times"><font size=+1>
elde karamela sepeti</font></font>
<br><font face="Times New Roman,Times"><font size=+1>
what a pity !</font></font>
<br><font face="Times New Roman,Times"><font size=+1>
what a pity !</font></font>
<blockquote><font face="Times New Roman,Times"><font
size=+1>
- anna the big tits </font></font>
<p>
ev evlendikten sonra çok sık sıkıcı olmaya başladı yaşam itiraf-ediyorum.com
. bütün gün aerobic ve aerosol, deodorant ve neorelaxant. offf pufff zaten bu
dünya çok sıkıcı bir yer honey offf pufff. tvde elli kere seyrettiğin filmler
ve reklamlar ve klipler. ve büyük bir zevkle zapladığın temcit haberler ve sözde
sana yaşadığın dünyayı daha bir gösteren belgeseller. offf pufff. ve emrinde
seksen tane aşçı şonşon, sanki hazırladıkları mucizeler hep o mide denen bok
çuvalına gitmiyormuş gibi. git saçını boyat git manikür git pedikür git sinema
git mağaza... gitgit git paris git londra... git git git nereye gidersin şu
el kadar dünyada? yeni bir şeyler bulunmalı bilmiyorum bil bilmiyorum belki
kafamı güzel yapacak yeni bir hap bill... ve evde oturup ne kadar büyük güzel
olsa da ev ev ev işte oturup kocan kocanı ki dünyanınpatronukoskocabiradamveötesiyok
işte onu bekler durursun. ve allahına kadar bıkmışsındır sosyete dergilerinde
boy göstermekten allahına bık mışmışımdır her her şeyden. hele de bık altın
ve elmas bık. elinde bir şu topu topu üç trick bilen şu mastürbatör android
: clito-501. offf pufff ve bir süre sonra sex-shoplar bile tiksinç ticks inch
gelir. ne ne yaparsan yap beyin aynı beyin ve vücut hep aynı vücut yep yepyepyepyep.
ne ne kadar silikon enjekte etsen de in. ve evinin duvarlarını en pahalı tablolarla
süslersin sin de bakar bak back art anlamazsın zaten anlaşılacak bir şey de
yoktur hepsi psi spermlerini tuvallere fırlatmış sefil heriflerdir hep sifilis
si. yeni bir şeyler bulunmalı bilmiyorum bil bilmiyorum belki yeni bir renk
yeni bir hap belki bill. bilmiyav bill bil miyorum yav. ne yapsan bu sık sık
sıkıntı geçecek gibi değil gibi geç jack . suck it sucks ya offf yo-yo yawn
till the thou dachau dawn. ve neymiş güleyim bir de information-highway war
mış mışıl. lol. world wide weap : weapon line highlight my way. lol offfya lol
offline ulan oooofff grrrrrrrrrrrr fjfdhhdsuyshsdhgdsghdeı ıueı uıu ıudkhajkpğ
ksdfıouwer-34jkdfgmnsfbjkl890e45tkljfbw,iwa9ı05tyjkldfgjklergu dfakldaerpğrqe0
-q45oprtjopeopgeop jgfop opjlgfjlh kogj
5 3 4jkliw8fjfdjket0*e0prkrt45ıopgfkljrt890309ü1301ıejhsmmncxmöçi,ş ğü12-*312-
ıuırkkgfkltr0*540*rtjkgf lşl şlxvl
şo
ğjfıdohnvı7vrğ97wvr7w98*v 7-w129c582v-90 aoıusd
P MJDFIAOİĞJOĞI NVCUIO</p>
<blockquote><font face="Times New Roman,Times">
<font size=+1><a href="mailto:silico_anna@massawill.com">
e-mail</a></font></font>
</blockquote>
</body>
</html>
<!-- text below generated by server. PLEASE REMOVE -->
111F11A1010151014012B10101010 DD101C101B3AA171981110E
101010111111 00000010101 1001010 11
1010101 1010101111
00010101010000
1010101001
1001011
10001
101
01
1
0
0
1
l
o
l
lol
lmao
lots of
lo lo lots of
lots of laugh
lol
in in terry nete giriyorum
in in terry net
ter
ter terrible
in
in terry net
net
nete giriyorum
in
in
terry net
lol
lmao
lol
ter
terry net
lol
lolololo lol
lol lol lo
ooo llllllllllllllllllllllllll oooooooooooooooloooooooooo
ll ool lllllol
.-.. --- .-..
.-.. --- .-.. --- .-.. --- .-.. --- .-..
ter terrible
in
in terry net
-. . -
-. . - . --. .. .-. .. -.-- --- .-. ..- --
.. -.
in
terry net
.-.. --- .-..
.-.. --- .-.. --- .-.. --- .-.. --- .-..
.-.. --- .-..
.-.. --- .-.. --- .-.. --- .-.. --- .-..
lmao
aa oooooooooooooooooo .-.. --- .-.. L
massa will pantokrator
maykster !
mayk mayk
maykster !
bastırrrrrrrrddd
sen
seni bas
bastırrrrrrrrddd !
ded dey
deyen
deyyennay
ob
ob bey
maykstırrrrrr !
hom
homun dey
kul
culus
bey
beyob
tırrrrrrrrrrrrrr !
kah
kakakak
kahaaa
hak
kakakak
ahaaa
ik
ikiz
kızzzz
la lalala
rrrrrrrrrrrrrr
a
a benz
gö
zzzzzzzzzz
le
lelele
rrrrrrrrrrrrr
a
a) ev vren vvvv
b) ya
zzzzzzzzzzz
gıg
gıgıgıg
ceeeeee
c) 5478490657821761451
54789
ded dededed
d) nii
üüü üüüüüüüüüüüüfffff
lüfeeeeeeeee
rrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
e ee ?
e = mc ka rrrrrrrrrrr
eeeeeeee ?
e) hitch
hitch beer
1
ee ?
????????????????
$
!!
$ !
:)
$$$
$ !
:P
ans
ansyan
ru rudoğ :
:
:: $
!
$$ !!!
:)
$
$ !!!!!!
a
a
$ a
:
i
la lahau laylah rei rejna. aaaaaa . has hasbi. hassssss. may pf mein ka mpf.
get pe gepet tto get to si sit ge gep nos it. whole ho st cast hol holo cause
st. au awe ou şşşşş shhh witt sh zzzzzz. ai aiut sd aid sssssss rich af aaaaaa.
ole eb oh bol aaaaa. nag shim uh hero suck gag key aaaaa. one doll lee clown
cope the lone gen do. made da damn cow ex land mad eng moo. hassssss. has be.
one oz an off on c o3 f fc. sale jar you salam. sky mill oh şev key. cock co
aine. sta ex stacy. brot her arms see. sin. keş meer kaş mmmm mir. noce ar lee
nuke king clear. usa load me mucho laden been. tall bahn tale. glory ball ob
obey pal ism. ik cool leyl bach eh. art almost sam. 2 cool. leyl. bach art all
must sam. hey sam onş me şon :
ik cool leyl eh bach are all must sammy schön schon! kah. kakakak. kahaa.
hak.
kakakak.
ahaa !
;)
kah. kakakak. kahaaATCCCGTCAAACTCGCAAGTCGATATACGACATACGCGCGGCATATATCGATACGACTCATATATAGAGAGAGACTCCTCTCTAGAGACCCCATATATACTATCTCGACGACACGCAACATAATATAGGCCAGCATCACGACATCAGCACGACACGACATCATATATATATAGCGCGCGCGCGCAAAA
TTTTTTTATATACTCCCCCTTCGGGAAGAGATGGAGATCGCCATCGCCTTCTCGCGCGTATATAGCATCACAGCACACTGTACACAGTAGCTTTTGATGATCGCGCTCGCTCGCACTACGACTCAACGACTACGACTACGACTACACGACTATATACGCTCAGCACTGGACGCGGCCGGAGCCTATCATCG
ik cool leyl !
kakakak.
x00000000 - x0009FFFF PnP BIOS için Sistem kartı uzantısı
x000A0000 - x000AFFFF ATI 3D Rage Pro (atir3)
x000B0000 - x000BFFFF ATI 3D Rage Pro (atir3)
x000C0000 - x000C7FFF ATI 3D Rage Pro (atir3)
x000E0000 - x000E3FFF Anakart Kaynakları
x000E4000 - x000FFFFF PnP BIOS için Sistem kartı uzantısı
x00100000 - x07FFFFFF PnP BIOS için Sistem kartı uzantısı
xF4000000 - xF4000FFF ATI 3D Rage Pro (atir3)
xF4000000 - xF5FFFFFF Intel 82443BX Pentium(r) II İşlemci xF4020000 - xF403FFFF
ATI 3D Rage Pro (atir3)
xF5000000 - xF5FFFFFF ATI 3D Rage Pro (atir3)
xF6200000 - xF620FFFF U.S. Robotics 56K Voice Win
xF6210000 - xF6217FFF U.S. Robotics 56K Voice Win
xF6218000 - xF6218FFF PCI Multimedia Video Device
xF6219000 - xF6219FFF PCI Multimedia Device
xF621A000 -xF621A03F U.S. Robotics 56K Voice Win
xF8000000 - xFBFFFFFF Intel 82443BX Pentium(r) II İşlemci
xFFF80000 -xFFFBFFFF PnP BIOS için Sistem kartı uzantısı
xFFFC0000 -xFFFFFFFF Anakart Kaynakları
ik
ik cool leyl !
kakakak
i = 0 ;
while not(i == -1) {
i++ ;
System.out.println("$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$")
;
}
ik
ik cool leyl !
ik cool leyl eh bach are all must sammy schön schon !
ik cool leyl
ALL MUST !
disconnect
lol
lmfao
lo lo lo lo
lol
:))))))))
nerden
ner
ha
ii
i
ii
iii
:P
lol
cool
wow
kewl
hahaha
kewl ;)
27
f
ist
u?
29
m
ist
hmmmmmmmm
muck
hmmm
:)))
::)
eheheh
ehu
hahaha
mmmm
muck
mm
ffff
fuck
ff
eheheh
ehu
:)))
::)
/ping
ping me
k
IP
pee
/away
u
/whois
ur
/nick
me
u there ?
yep
so
sorry so
re
/away
leave ?
part ?
leave ?
:((
yep
k
:((((
c u
babe
mmmmm
muck
ehehe
ehu
;)
bye
pai
buh
brb
(_|_)
(_\_)
(_/_)
(_|_)
brb
kewl
;))
hahaha
kewl ;))
behave
reason :
reason : behave
kick
kicked by
behave !
şim
şimdi gü
say
ven
venle
ka
kapat
şim
şimdi gü
say
ven
venle
ka
kapat
şim
şimdi bil
say
ven
venle
ka
kapat
şim
şimdi bil
say
ven
venle
ka
kapat
şim
şimdi em
mis
ven
venle
ka
kapat
şim
şimdi em
mis
ven
venle
ka
kapat
şim
şimdi gü
say
ven
venle
ka
kapat
şim
şimdi gü
ka
kapat ?
şim
şimdi ka
ka
kapat ?
kakakak
ka
kapat ?
pappapa
pa
kapat ?
kappapa tatatak akakakakakakaka ka KAPAT ?
tempo denyot - remix
dağ dağ diiy
dağ dah daav
dağ dağ diiy
dağ dah daav
ağ ağ aah
oğ oğ ooh
zuğ zuğ zaağ
zoğ zoğ ziiğ
o viy iiiğ
bağ dah daağ
dağ dağ diiy
dağ dah daav
dağ dağ diiy
...
dağ dağ diiy
...
dağ dah daav
dağ dağ diiy
dağ dah daav
dağ dağ diiy
dağ dah daav
tem - po denyot
potemkin !
tem - po denyot
potemkin !
tem - po denyot
pop - pop - po
tem - po denyot
potemkin !
dağ dağ diiy
dağ dah daav
tem - po denyot
potemkin !
tem - po denyot
ded - ded - de
tem - po denyot
potemkin !
tem - po denyot
tempooooo
tem - po şonşon
tempooooo
temtemtemtem-temtemtemtem
tem-po denyot
tempooooo
mer-haab-babbenrob
mer-haab-benrobbot
mer-haab-potemkin
mer-haab-benrobbot
mer-haab-bebbebbe
mer-haab-benrobbot
mer-haab-potemkin
mer-haab-benrobbot !
mer-hab-bab-ben-rob-bot
mer-hab-bab-ben-rob-bot
mer-haaa-ha-ha-ha
mer-haaa-ha-ha-ha
ded-de-dedde ded ! ded !
ded-de-dedde şo ! şo !
ded-de-dedde dedededded
ded-de-dedde dededenyot !
ded-de-dedde şo ! şo !
ded-de-dedde dededenyot
tem-po denyot lar-tempo
tem-po denyot potemkin !
tem-po denyot ded ! de !
den-den-den-de-ded-de-ded-ded-de
tem-po denyot lar-tempo
tem-po denyot potemkin
po-po-po-po-po-po-po-po
tem-po denyot lar-TEMPO !
tem-po denyot lar-TEMPO !
tem-po denyot lar-TEMPO !
TEMPOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO.
What is Entropic Poetry?
People tend to think that poetry has nothing to give today. What is a poem supposed
to give ? What is poetry for?
It's no surprise that people who belong to a highly visual age of information consider poetry as an obsolete aesthetical form of text. Because, according to this new perception, any kind of creative work could be understood and accepted as art only if it has some audio-visual character. And text is allowed to participate in the artworks as a mere communication channel, which is actually just a boring necessity. Consequently, books are considered to be the incompact antic media of knowledge transfer, which could be easily replaced by CDs. Being a huge set of pure text, a book is regarded as something meaningful only if it contains useful information or if it has the potentiality to become an interesting scenario for a future movie. So it seems that we have arrived at a new, visual station after our long adventure through the written text. This is an important transformation broadening the semantics of many words like text, reading, writing, language, alphabet, code etc.
Entropic poetry is an art of poetic reaction to this visual pragmatism. It aims at criticizing both the pornography of visual images and the informatic fetichism. Among many other possible ways , entropic poetry is a way to demonstrate that poems have both informative and visual aspects. At the same time, regarding information theory, entropic poetry acts as a tool to measure the degree of complexity of poetic works, thus forces the poet to be more experimental. For example, dada would appear more entropic in general, when we would transform both dada poems and Rilke's work into entropic poetry and compare them to each other. Furthermore, entropic poetry could function as a way of textualizing any given image, by applying the inverse-transformation. So one could be able to find an analogous textual representation for, say, Picasso's Guernica. The same is also applicable to any music, though this requires the determination of the entropic-analogous sounds of textual characters, which would mean a valuable extension to my work.
Some selected poems translated into the language of entropic poetry are shown below :
The representations above belong - totally or partly - to the poems Paradise
Lost, Book I (Milton); Totenklage (Ball); A Lookless Cat-Black (Ayhan); Tempo
Denyot, Remix (Turkmen); Tempo Denyot, Titanna Imperatrix Mundi (Turkmen), respectively.
Since entropic equivalents of letters are language-dependent, the first two representations are based on the letter occurences in english language whereas the latter three representations are based on turkish-specific values. For the second poem (Totenklage) which is actually written in a non-existent language, english based values are given preference.
When it comes to the interpretation of the results, there is a unique rule which is very simple : The more red a representation gets, the more information the base-text contains. Thus the red, orange or yellow sections indicate the points where the text has more entropy whereas the green, blue or purple parts point out the letters/punctuations frequently used within the related language.
How does Entropic Poetry work?
In his famous article "The Mathematical Theory of Communication" (1949)
which gave birth to "Information Theory", Claude E. Shannon (1916-2001)
defined a measure of entropy :
H = - pi logpi
where pi is the probability of i. Putting all its results for electrical engineers aside, and taking the logarithm in the formula to base 2, this formula gives us a measure of average information contained in a message, in bits. The information contained by a message X is understood as the amount of uncertainty that is eliminated by observation of X. Shannon information is appropriate for an unordered space like the space of alphabetic letters.
When we take a written text as message, then the pi s in the formula become frequencies of occurrences of different letters/words or letter/word pairs, triplets etc. Every text unit - letter (pairs) or word (pairs) - contains an information amount which is inversely proportional to the frequency of occurrence of that unit (pi) and the text as a whole contains an average amount of information of H bits. For example, if a text is measured to have an entropy of 2 bits, then one would use 2 bits in digital representation of each text-unit and the whole message could be represented as a binary string which has a length of 2n (where n is the total number of text-units in that text). As a result, any communication channel with a capacity of transmitting 2 bits would be enough to transmit such a text.
Entropic poetry uses Shannon information to process poems as text messages containing information, that is it makes use of statistics about the frequencies of letter occurences. In my implementation of entropic poetry as a java program, I've simply used letters as text-units. There were two basic reasons for choosing letters instead of words or letter pairs/triplets : First of all, it's hard to find accurate statistical values about the occurrence frequencies of letter pairs/words. Secondly, accuracy wasn't my principal concern. I knew that there would be always problems with accuracy whatever method or frequency subset I might use. Rather I've focused on what we get by applying some entropic transformation than the accuracy of that transformation itself.
So I took advantage of two different statistics: For turkish letters and punctuations
I extracted my own occurrence frequencies from one of my former essays on digital
poetry, namely the Digital Poetry : Today's Purgetory (2002). That text was
better among many others, since it could be said to have been written in a mixed
language.
For english letters I used the statistics at http://lists.village.virginia.edu/lists_archive/Humanist/v05/0181.html
which claims to cover "approximately 1 million words of real text".
The next step was to transform the source poem into a Pm x n matrix, where m is the total number of lines we get after the elimination of the header line, the blank lines between the verses and epigraphs; and n is the character-length of the longest line, including spaces. The absent elements of the Pm x n matrix were filled with blanks. Then this Pm x n matrix is given a visual representation according to an entropy-to-color table based on rainbow spectrum.
As I've mentioned before, the characters of the poem which are considered to have more entropy will appear red, orange or yellow, whereas the more frequent letters and punctuations like spaces, E, A, , will appear in colors of green, blue and purple when the program is run. The size of the output panel is fixed; so, longer poems will be represented in a more dense fashion.
Relations to Information Aesthetics
The use of information theory in the field of aesthetics is not new. The philosophers
M. Bense and A. Moles constructed an Information Aesthetics influenced by Shannon's
and Wiener's Information Theory. Moreover, between about 1950 and 1960, Information
Theory was influential over music theory circles. For example, Leonard Meyer's
Emotion and Meaning in Music published in 1956 was influenced by Information
Theory. In 1957, Brooks, Hopkins, Neumann and Wright published their research
An Experiment in Musical Composition (IRE Transactions on Electronic Computers,
Vol. 6, No. 1) which resulted in computer generated hymns after an analysis
of the probabilities of notes occurring in various hymns. Another work to mention
is composer James Tenney's Ergodos, which makes use of Information Theory.
So, what is the position of this implementation against/in the Information Aesthetics?
First of all, this is an implementation of Entropic Poetry, thus it is an application
of Information Theory to poetry. Although this application is new, it is not
the essential question. The most important thing about Entropic Poetry is to
realize that it is not a continuation or an implementation of the ideas of Information
Aesthetics. Information Aesthetics is in search of an objective aesthetics and
benefits the Information Theory as a scientific method powerful enough to explain
the artist's influence over publikum. In other words, Information Aesthetics
considers Shannon Information the criterium, the explanation, the goal and the
result of aesthetical process. On the contrary, Entropic Poetry makes use of
Information Theory in a far too ironical manner : It takes advantage of Information
Theory just to say to publikum "Hey! Poetry is more than what you see in
it. If you want to get some information, then you see it's full of information.
If you want to see something visual, then you see it is quite visual! So are
you sure you want to see poems like this?". At the same time, Entropic
Poetry turns to the poet and asks: "Are you sure you can't paint something
different than this?"
Entropic Poetry is a reaction to the publikum and a warning to the poet. Let's look at its outputs and think about the mental boundaries within we all imprison ourselves along with our poetry.
Ozcan Turkmen, 03/03/05
Web References :
http://wikipedia.org (Search for Information Theory)
http://csml.som.ohio-state.edu/Music829D/Notes/Infotheory.html
http://lists.village.virginia.edu/lists_archive/Humanist/v05/0181.html
rahatı kaçan ağaç
tanıdığım bir ağaç var
etlik bağlarına yakın
saadetin adını bile duymamış
tanrının işine bakın
geceyi gündüzü biliyor
dört mevsimi, rüzgarı, karı
ay ışığına bayılıyor
ama kötülemiyor karanlığı
ona bir kitap vereceğim
rahatını kaçırmak için
bir öğrenegörsün aşkı
ağacı o vakit seyredin
- melih cevdet anday
kelimerhem
özcan türkmen / kelime oyunları / 2004
I hep o şarkılar
II distorsiyonlar
III vokabüler yok abiler!
hep o şarkılar
* mehtaplı gecelerde hep donj'u andım
* hangi kapıyı çalsam karşımda buru gacı
* deb-ri-yaj deb-deb-ri-yaj
deb-ri-yaj deb-deb-ri-yaj
(ha uşak ha!)
* lucy in my religion
(r.e.m)
* windows cry
(prince)
* sen gelince güller açar, gülpe'm be!
* moby dick gubidik twist twist!
* gamze gamze bir gulliver şimdi
gel benim yarim oliver şimdi
* mardinkapı bach çalar
* vosvos diye nietzsche'sine sarıldım
* come on dante, che guevara
come on!
* ka-ka-lin ka-ka-lin
ka-ka-lin ka-ka-ma
ka-ka-ma ya-pış-ma
ka-ka-lin ka-ka-ma !
* dandini dandini destina
danalar girmiş botswana
* deh deh düldül
deh deh düldül
baak çıban geldi!
naah çıvan geldi!
* tabu diyar, tabu diyar
tabudi tabudi tabu diyar!
* şamdanları dona ninja
eski zaman sevdalarının
* rockers geldi meydane!
(salla!)
* metastaz metastaz yolanda!
* neanderthal, benim zülfü siyahım ?
distorsiyonlar
* kasympathy
* hayatımı yazsam otoroman olurdu
* sendeleme, ben delerim!
* pembe panzer
* john jr. (can ciğer) dostumdur
* hoş bulldog
* iki kul aç ötede
* kolerasyon
* kontenjant
* laf önden masalları
* komutant
* yataktan kalkar karlmax yüzünü yıkar
* tarihten bugüne omuriler ve omurilik
* türbelans
* dr. bir sankileştirici yapmış, şimdi daha iyi sanki
* kol kırılır, yeniçeri kalır
* funda mental sorunlarla uğraşıyordu
* bu ne koştur-maça kardeşim?
* iyi deodorant > iyi de o da rant!
* alyuvar > all you are
* bilgisayar > bill gates you are
* dersim'i iyi çalıştım
* dam ardan girdi
* dediğim didaktik bir adam
* çay pikaçu (pek acı) geldi
ama pikaçu (birkaçı) iyi adamdı
* iklima
* antik acı
* tapu katastrof
* kont rolünü kaybetme!
* elemter'e fiş kesiyor musunuz?
* bunun depo zıddı var mı?
* adam haharakiri yapmış
yok harakikiri yapmış
yok...
* ding onun ahırı mı?
* kaotistik
* şempanzehir
* otuzbir çek erken yakalandı
* the rapist
* ortalıkta bir söylenti gossip tozuyordu
* son uçlarına katlanacaksın!
* paraleyl
* mızdırap
* kan's erojen maddeler
* silsile bilirsen
* boşkent ankara
* totaliterasyon > total iterasyon
* timendsion
* los lodos
* çetince VISA çattık!
* sadistfy
* kasa-tura atalım?
* binaenaleyh > bin aynen alex!
* post-oral senfoni
* hıyararşi
* oldum oblomov böyleyimdir ben yani
* dr. acula
* hıdrellesse
* mona lisa > monoleasing
* abluka > abmatta, abmarkos, abyuhanna
* medeniyet > mad any yet
* ettor, knock'tan ayrılır mı?
* isa ve on iki how are you su
* meydan : may done
* su lalesi gelse kaç yazar !?
* kürtajitasyon
* cinihayet yani?
* spermission
* mikado about nothing
(shakespeare)
* briçim su
* tan dansa eğilimli
* dost luka içelim!
* ülkemiz zengin bir moza(mb)iktir
* prof. gözger'e göre...
* biz sobayı yakamoz diye
annem bizde kalamar
* depreşiyon
* picasso'nun buluğ (blue) çağı
* denizciler "shipsevdi" olur kızım!
* keşmekeş > cash mc ash
* hey, kele traş olmaz!
* buna ne katharsis?
- katmandu !
* salam alacaydım !
- aleyküm selam !
* metres'i kaça?
* lavabo > love above
* salladur deli iyi ressam
* vadideki balzak - zambac
* şizofreni > she's so franny
* paris'te şans eliz'e güldü
* bun alım-satım işleriyle uğraşıyorum
* kolesterol > call esther all
* profiterol > profit-erol
* toplumbağa
* pinokyo > PIN okuyo > nokia
* çelişkillenmek
* televizyonun uzak tanku-mandası
* sense and sensibility > sen seni bil, sen seni!
* nazareth'me ne olur
* uluman it uuuu !
* karma karı şık oluyor !
* eve rest çektim !
* evlilik al yansın
* bari ton olsa !
* dua yenidir
* evrak a-ha! (kaybettiği evrağı bulan arşimed'in hamamda nidasıdır!)
* mahatmazel gandhi
* duş akabinde ne yapıyorsun?
* pankart > punk art
* kask atı kesilmiş yahu !
* kanguru bu !
* skull traşı
* kim yasal?
* endülüstri
* her şey insane'ler için!
* bu hus usta ne düşünüyor?
* lohusa lohtur, ne yapalım yani ?
* seyrel tik! çöz elti!
* kukumiyav
* tanıştığımıza meCnun oldum!
* bebehuri
* e krem nerede?
* hitch-hike'ırmadın mı?
* trajik lambaları
* parola shemale yıldızı
* tekil ayla iyi gider !
* emre dersiniz komutanım!
* pijamas sera vencido !
* şükür kovuşturana !
* enderun sevgi ve saygılarımla
* halife naim iş
* kan-green olmak
* it is a bencil !
* alço banka vurma !
* manastır keş işi
* jandarkma
* muşmuğla
* ne gatif adamsın yahu !
* maganda burina burinata !
* yap-işlet-devlet modeli
* turistiklal caddesi
* eski halimi under'ıyor
* deep chick
* tesbihte hata olabilir !
* bu bir sıkan dal !
* universe iteler !
* yılın elem anı
* peribacanağı
* organını ayağına göre uzat !
* eşkenar röntgen
* bu adam kaç sene cezayir ?
* bay burt lancaster
* kah veba hane
* homo homini gırtlak
* o sakalı osaka'lı japon kesti
* bu son muson
* 20 anadolu çocuğu ?
* yeme 30'lu yemeği !
* hızma birader !
* yüzüm ak, alnıma çık !
* yaşamaktan bıktım, olmeca istiyorum !
* varol usçuluk !
* sana iyice sartre'dı !
* üst eleme bu kadar ya !
* hörgüçlü kuveytli bir deve
* lukacs hayat
* tezgele
* woody alengirli işler
* boris viyana'ya gitmiş (boris vian aya)
* bu kadar para nene hatun ?
* beni kermes abi !
* levazım çıktığı kadar bağırdım !
* bakma jeste
* adaletin bu mu ağaoğlu ?
* güneş lenin !
* hoş af !
* pisuvar > pis su var !
* tereci yeter'e satmak
* aya küstü, iki tek attı
* yahudi yorum
* mert ol brecht !
* müzaydede
* pardon dioksit !
* kalaydesktop
* şattülarap > shut dollar up !
* deli cannes'lı
* öp, üşüme, hasta olursun !
* HIViyet cüzdanı
* son daj fayda etmez !
* ayıkla bilincin taşını !
* senin annen bir malaktı yavrum !
* benden ne köroğlu olur ne kabasakal !
* akrilik bu ya !
* media tower > medya tavır
* etrafa iyi bakunin !
* sulukulis
* susam uru
* şeytanın avokado'nu izledim !
* güle güle, kelebekleriz efendim !
* kürdan > cure done !
* sağ malcılar
* kaleci kontr-piyade kaldı !
* carmina orana burana
* bu dala çıkamazsın budala !
* beddoğa
* Tel. A.Ş. müdürü
* akü mü latör?
* gün delik
* anarkotik
* memnuniyiniyetle
* neden hanedan??
* şamandırake
* asma kat > ass makat
* karakrater
* vitray > we try
* viagra > we agree
* zeus greklerde en büyük tanrı, yani deus-u ekberdi !
* cesaret pavese !
* hay alet gibi allah seni kahretsin !
* aşkın gözü coeur 'dür
* minimum, maksimum > midimum ?
* bastıbasacak
* uyuzgezer
* neyin var?
- hiç, kırık tuttu
* rönesans > neuro-sense
* bu kadansı bana lutfeder misiniz?
* üç kuruşa beş kofti !
* pederal almanya
* poe try
* pop korniş
* tuz gölü salt tuzmuş yau !
* hap şuuuu.... gözde mi?
* poyraz > poor us
* yalnızlık > yalın ıslık
* dama cana tak etti!
* lostromo > lost romeo
* çığlık > çiğlik
* şarap > şer ab
* öküzün trend'e baktığı gibi bakma!
* hulusinasyon
* galatasaray > girl at the saray
* ayvansaray > i want saray
* maslak > must luck
* levent > love end
* altunizade > although niece at the
* lionheart cohen sever misiniz?
* abidin dino zor adam!
* çak be norris !
* for whom the bells toll's toy ?
* cani gitar
* hastroid
* manken > monk ann
* recep siyonist
* sivri snake
* kar yola düştü
* whore görme garibi
* ashley king oynayalım mı?
* aslan nerelisiniz?
* too-loose-lautrec
* bunun içine ni kotin?
* pagan ini sever misiniz?
* ne me quitte pas > neme kitap ha?
* suzinak > suzi naked
* hicazkar > he just care
* buselik > bo selleck
* nihavent > we haven't
* hüzzam > who's sam?
* rast > rust
* çilingir > challenger
* prometheus fire verdi
* a)yan b)yan
* push-it çay
* klinik > kıl inik
* ortopedist diyorum > orta ped istiyorum
* new resim
* takılberi finn
* bay paslı
* koaperitif
* je ne sais pas > jön'e sehpa
* gregor ipek
* gözünü yum uşak; pamukla sil !
* ingizlice
* tut arsız adam!
* is gamble kağıtları
* luis bunu elle
* theodorant
* popolaçka
* sürmenajer
* tentürdiyot > sen sür idiyot !
* vejartiyeryen
* ahtabut
* yol çeçen hanına dönmüş !
* sicilya mahvyası
* kortizon > tuğtizon, tümtizon,ortizon ...
* hımble
* inkılap > inky lab
* kolonyağı var mı?
* brindisi'de bir kış ikindisi
* cause gelecek yerden tavuk esirgenmez
* kresitalize
* o şimdi asker > ask her
* MR shariff
* 10000 : sen yüz karesisin !
* bu hayat fani la !
* her gele atışına sinir oluyordu
* dedektif > dede aktif
* alı al, moru ver
* tahtarevalli > tahta ve ralli
* şet adlı ata : deh şet !
* kevaşe > cave a.ş.
* istemeye istemeye kız istemeye gitti
* tekerlek > çifterlek
* sssssss ıska !
* ay-ah-of-ya 'yı gördünüz mü?
* barbie q
* tatile ban gogh'a gitmişler
* happy mizaç > hepimiz aç
* fix me nü
* mayhoşnut
* fransız girilmez !
* terörgü
* zemzemin geçit
* çatlak > chat luck > jet lag
* hıçı kırık
* kim ono ?
- yoko ono !
* albatros > alba tröst
* sherstockholmes
* bu büyük baş arı !
* horozkop
* afhoroz
* kal ender
* kolaj gelsin !
* klozet > close it
* şam piyonu
* ruh sat
* valhalla billaha
* yokuş yukarı gidiyor > yo, kuş yok, arı gidiyor
* firavuntu
* mezheba
* esmer al da gör
* ülseren
* 2 kg kıyma bana !
* bir gribim bu akşam
* oscar gibi geçti
* sarayboşuna
* dial eclectic
* eleşkirtmen
* bataklık > batagluglug
* mal lorca
* sakla samanı, gelir zam an'ı
* zor balık
* heveser
* kepevenk
* pekin örneği
* istem ezük !
vokabüler yok abiler!
* kuyumcu : gördüğü her kuyuyu sahiplenen
* tekavüt : take-out edilmiş olan
* mesafe : "me safe" uzaklığı
* şarküteri : shark uteri
* fermantasyon : ferman çıkarmak
* naçar : çar olmayan
* pisi pisine ölmek : kendilerini "pisi pisi" diye çağıran habis kimselerin kötü emellerine kurban giden kediler için söylenir.
* dozer : doz ayarlayıcı (kişi veya gereç)
* yerleşik, yerleşke : leş gibi kokan yer
* SMS : kişisel bir SOS (Save My Soul)
* self servis : kendinden yetişen serviler
* nüks tüketim malzemeleri : sürekli kullanılan malzemeler
* MAO Inhibitors : üniversiteli çin gençliği
* kerhane : kerhen gidilen yer
* daddycation : kimi tüm kızların kendilerini babalarına adamaları
* kerizma : keriz tavlayan karizma
* sarkaç : herkese sarkan
* alımlı : verimli karşıtı; verimsiz
* monogami : evlilik tekeli
* sanal : sana göre olan (tıpkı banal : bana göre olan olduğu gibi)
* komik : komilere özgü
* hatıra : hatların ıraması
* çamaşır : (noel vb için) izinsiz kesilmiş çam
* kapitalizm : animalcılık
* şirket : şirk yuvası
* zümrüt : ütülmüş zümre
* kaşımak : kaşını kaldırarak bakmak
* kaşkol : kafakol gibi, fakat kaşla yapılanı
* terlik : teri alsın diye özenli annelerin çocuklarının sırtlarına sokuşturdukları havlu vb
* alıcı kuşlar : posta güvercinlerinin getirdiklerini ilgili kişi ve adreslere ileten eğitimli, yerel kuşlar
* tanışmak : karşılıklı tanı koymak
* tufan : grubu koparan, süper bir espri (too fun 'dan)
* menekşe : (anadolunun kimi bölgelerinde) "minik şey" anlamında sevgi sözcüğü
* mamağan : dişi papağan
* gulyabani : (arapça) yabangülü
* merdiven : rüzgar denizi (italyanca "mar di vento" dan)
* zencefil : zencesever
* ebeveyn : anadamar
* baldıran zaferi : yavuz selim'in sokrates'e karşı kazandığı savaş
* klostrofobi : manastır korkusu (almanca kloster = manastır'dan)
* in memoriam : memoyu anarken
* bisiklet : hem ağır hem hafif sıklet
* enteresans : esanslararası
* fosseptik : kuşkuları fos çıkan
* voodoo voodoo etmek : karabüyüden eser miktarda hazzetmek
* madalyon : yeşilçam tarihi filmlerinde "delibaş alyon" olarak da geçen kötümsü
* tabure : dişi tabur
* psikotik ilaçlar : pis, gotik ilaçlar
* antidepresan : tribünde fanatiklerin "gastamonu dep dep dep" diye bağırmalarını önleyici ilaç
* hasta siempre : hep hasta (kişi)
* abudabi : "ağbi tabii" anlamında epey mahalli bir sözcük
* romantik : antik roma
* taliban : ikincil yol (tali bahn)
* izdihammer : izdiham yaratan
* altını üstüne getirmek : altının değer kazanması
* kuşkonmaz : bkz. kuşkalkmaz
* dest-i izdivaç : dusty is the watch
* menemen : adam adama (markaj vb)
Gitar
Meryem karşımda alev alev yanıyor. Ali hemen yanında onun. Gözlerini ateşin kalbine dikmiş, o da yanıyor. Galiba tüm bir geceyi yangına verdik biz. Hem de içimizdeki ateşle, benliklerimizin tutuşmuşluğuyla verdik. Arada bir, koca bir dalga kendini kayalarda parçalayınca anlıyoruz ki dalga dalga kabaran deniz değil, ruhumuzdu. Ah, o kadar küçük parçalara bölünebilseydik... eriyebilseydik keşke.
Sen gitar çalıyorsun, sevgilim, sen şimdi bizi esir alıyor, bizimle oynuyorsun. O incecik, genç ellerini, uzun uzun parmaklarını çok seviyorum, biliyor musun? Saçımı okşamalarına bayılıyorum, ama hiçbir şey onları karşımda görmek kadar heyecanlandırmıyor beni. Sen gitar çalarken ellerinin çekimine dayanamıyorum; parmaklarını dudaklarımla ıslatmak istiyorum, öpmek, öpmek istiyorum ellerini... ellerinle ne yapacağımı bilemiyorum. Oysa sen gitar çalmalısın, bunun için doğmuşsun. Yıllar yılı su verilen bir ağaç gibi şimdi meyveye durmuşken, sen bütün görkeminle açılıp serpilmelisin şimdi. Bu senin mevsimin sevgilim, bu senin baharın. Sen aldırma bana, ben senin aşığınım, ben sende kendimi kaybettim sevgilim. Çal sen, bırak parmakların, o incecik, genç parmakların ruhumuzun sertleşmiş nasırlarında gezinsin. Çal, müzik hiç bitmesin.
Eteklerime dökülen Ay ışığı... anlıyor mu beni? Bak Meryem, kumsalın denize kavuştuğu yere bak. Bakir dalgaların kendilerini nasıl apak, nasıl telli duvaklı sunduklarını görüyor musun kumlara? Hasretlerini giderdiler işte, emdiler birbirlerini. İnsan da böyle olmalı Meryem, ruhu böyle kabara kabara uzaklardan, erişilmez uzaklardan coşup gelmeli sevdiğine. Ve kendini apak sunmalı. Bak dinle, bahtsız bir dalga nasıl da kayalığa vurdu kendini, intihar etti, çünkü kavuşamadı sevgilisine. Ah, daha çok küçüksün sen Meryem, aşk nedir bilmiyorsun, bilmiyorsun ki aşk kavurur insanı ve öyle susatır ki kanamazsın, kanamazsın bir tanem.
Ali hala uçuşan kıvılcımlarına bakıyor ateşin. Alevlerin kızıllı sarılı dillerinde umarsız gerçekler dilleniyor. Şimdi yüreği çalılara takılıp kalmış bir kuş Ali'nin. Öyle umutsuz, öyle uzak, aslında kendi yüreğindeki kuşun çırpınışını seyrediyor. Ve elini uzatsa yanacak, biliyor. Hem öyle yanacak ki şimdi Meryem'e yanışı bunun yanında hiç kalacak. Biliyor. Çaresizlik elini kolunu bağlamış Ali'min. Onun yerine ben haykırmak istiyorum şimdi, Ali Meryem'e aşık diye bağırmamak için kendimi zor tutuyorum. Daha ne kadar acı çekmeli insan? Üstelik seviyorken, haklıyken üstelik? Gurur uğruna hep bunlar. Meryem yaşında bir kızı sevmeyi gururuna yediremediği için. Ve karşılıksız bir aşkı, Tanrı bilir, kendine bile itiraf edemediği için. Çok yazık. Sen de bilmiyorsun aşkı Ali'm. Bilseydin, şarabını acı acı yudumlayıp başını önüne eğmezdin şimdi. Bilseydin utanmazdın aşkından, aşkın gururu bir yana bırakmak demek olduğunu bilirdin. Aşkın en büyük katillerini besliyorsun göğsünde sen Ali'm, korku ve gururu besliyorsun. Ve biliyor musun ki yavaş yavaş sönen bu ateş değil, ağır ağır biten bu gece değil; az az ölen sensin.
Eteklerime dökülen Ay ışığı... Sen ki naçar bir aşıksın, zaman kadar eski, platonik aşığısın Dünya'nın, sen anlat onlara ... Aşkı anlat, sevgilinin etrafında dönüp durmak ne demektir, onu anlat, yorulmadan, bıkmadan, yüzünü hiç ondan çevirmeden dönüp durmak... ve beklemek, beklemek, beklemek... nedir... onu anlat. Işığını, tebessümünü esirgememeyi anlat onlara, öğret, öğret ki kurtulsunlar zincirlerinden. Ve yaşayabilsinler... bu Dünya'da da yaşanabilir çünkü. Evet, yaşanabilir... bu... Dünya'da... yaşanabilir. Yaşanabilir, yaşadığımıza değebilir yaşam. Yanlış yaşam olmasın yeter ki, yeter ki mucizelere inanalım biz. Yeter ki...
Ali'nin Meryem'e yandığını ilk ne zaman anladım? Sevenler anlar, demiş... anlar, evet, anlar... Aşkın belirdiği anlar... Gururun hoyratlığına karşın aşkın gizlenemediği o anlar... O gece Meryem dansederken, bir yabancıyla, barın mavi ışıkları altında... ve başını geriye atıp güler güler gülerken... yabancının kulağına fısıldadıklarını duyabilmek için ona iyice sarılmışken... ve sonrasında güler güler gülerken... barın mavi ışıkları altında... bir melek kadar güzel, güzel bir insan kadar kırılgan, dans dans dansederken Meryem... sonra müzik birden sustuğunda... pistte dudaklarını kıvıran, üzgün bir çocuk kalakaldığında... bakışları vardı Ali'nin... umudun bir kıvılcım gibi çakıp çakıp söndüğü bakışları... içkisini yudumlayışı vardı, susması... sonra tekrar tekrar piste bakışı... sonra içkisini yudumlaması... susması... işte o zaman anladım, o an, aşkın hasretle kabarmış bir dalga gibi sevgilinin eteklerine vurup ses verdiği o an, anladım, anladım ki aşk herşeydir, yazgının ta kendisidir aşk.
Meryem alev alev yanıyor karşımda. Güzelliğini bir ateş perdesinin ardından seyrediyorum. Güzelliğinin farkında Meryem; aynada Ali'nin gözleriyle bakıyor kendine, uzun uzun, kendi güzelliğinin derinliklerine dalıyor. O derinlikte kaybolmasa bari, diyorum, kendi benliğinin çekimine kapılıp gitmese... yitmese Meryem... çünkü öyle zor olacak ki onun başkasını sevebilmesi... Bir tanrıça gibi kendi güzelliğiyle sarhoşken bir ölümlüyü, ölümün kendisini nasıl kabul edecek? Ve zamanı olmayacak zavallı Meryem'in, sevgiyi beğeniden ayırt etmeye, sevebilmeye zamanı olmayacak. O zamanı ona tanımayacaklar... hayranları, aşıkları... hep ondan önce davranacaklar, o durmaksızın karar vermek, seçmek zorunda kalacak... Oysa gerçek seçimler olmayacak bunlar, çünkü küçümsemeyi içerecekler... Ta ki aşk bir gün, bir duvar gibi karşısına çıkana dek. Çıkacak, çünkü yazgıdır aşk, çünkü bu Dünya'da da yaşanacak. Ve aşk, acılarıyla, umutsuzluklarıyla gelecek Meryem'e, ilkin yüz vermez bir baba gibi, sert emirler vere vere, binbir türlü cezayla gelecek, aklını başından alana dek, Meryem'in güzelliğini on paralık edene dek sürüp gidecek bu. Aşk ancak o zaman açacak sırrını Meryem'e, yaşamın, evrenin sırrına ancak o zaman varılacak. Ve Meryem oturup yaşamını ikiye ayıracak : Aşktan önce... aşktan sonra.
Sen şimdi gitar çalıyorsun sevgilim, sen şimdi bize aşkı anlatıyorsun. Aşk olmasaydı, olmazdı müzik de. Minörler, majörler... Işte bu Mi Majör yazgının tehdidi sevgililere, kim bilir, belki ayrılık vakti... Oradan La Minör'e bir umut var, kavuşup sarılmaya ve bir daha ayrılmayacaklarına dair sözler, yeminler var... Sonra göz yaşları içinde bir Re Minör... Yürekleri ta derinden yaralanmış sevgililerin... kanıyorlar... usul usul, şimdi gecenin kanadığı gibi... biri bir şey söylemiş, kırılmış öteki, aydınlık bir sabahın çiyleri gibi kırılmış... Kırılmış, çünkü sevgisinin anlaşıl